Astroloji

Posted on Updated on

Astroloji danışmanlığında geleceğe yönelik olasılıklardan bahsederken, etkileri uzun zaman dilimi içerisinde değerlendirmek en doğrusudur. Bu bakış açısı ile potansiyellerin bir hayatı nereden nereye doğru taşıdığının taslakları daha net anlaşılır olur. Mücadelelerin insanı nereye hazırladığı fark edilirse, mücadele zorlayıcı olmaktan çıkar. Hedefe ulaşırken çözülmeyi bekleyen bir bulmacaya dönüşür.

Yurda Hal

21 Ağustos saat 04.44’teki Dolunay Çalışması (Dün bahsettiğim çalışmanın detayları)

Posted on Updated on

Dün bahsettiğim çalışmanın detayları:

Resim kaynak: architectsofanewdawn.ning.com

21 Ağustos 2013 saat 04.44’teki Dolunay Çalışması

Dolunay için bir çalışma önereceğimden bahsetmiştim.  Yazının üzerinde bulunan resmi internetten şu linkten  buldum  : architectsofanewdawn.ning  ve çalışmamız için ilham kaynağı olacağını düşündüm, çünkü birlikten kuvveti doğuracağız bu sabaha karşı 🙂 . Aşağıda önereceğim bir çalışmayı paylaşacağım, ancak dün de yazdığım gibi, illa bu çalışma olmak zorunda değil. Her birimiz hür irademizle kendimize en yakın çalışmayı veya ibadet şeklini seçebiliriz. Kova burcu da hür iradeye özgürlük demek değil midir zaten 🙂 Namaz kılabilir, dua edebilir, sevdiğimiz bir meditasyonu uygulayabiliriz.

İşte çalışmamız:

Ön aşama: Dolunay çalışmamıza veya duamıza başlamadan önce hazırlık yapalım. Mümkünse kısacık bir süreliğine duşa girip çıkalım veya abdest alalım veya tüm eklem bölgelerimizi, göbeğimizi, başımızın tepesini ve ensemizi su ile serinletelim. Ardından rahat edeceğimiz kıyafetler giyerek kendimizi çalışmamıza hazırlayalım.

Ne dileyeceğimize karar verelim. Net olalım. Kafamızda netleşmemiş olan, “o mu olsa, bu mu olsa” gibi çelişkiler içeren dileklerimiz yeterince olgunlaşmamıştır ve boş yere kafamızı karıştırırlar. Bu tür olgunlaşmamış dilekler hep şüphe ve endişe taşırlar, sonuca ulaşamazlar. Bu yüzden dilek ve niyet ritüellerinizde, çalışmalarınızda istediğinizden emin olduğunuz niyetler olmalı. Dolunay zamanı doğum anı süreci gibi olduğundan kısa vadede gerçekleşmesini istediğiniz dilekler için daha uygundur. İçiniz istemeli, diliniz değil! Ayrıca içinizin istediğinin sizin hayrınıza olması da önemlidir. Hayır derken kastettiğim neticenin ruhsal planınıza uygun olmasıdır. Bazen bir dileğin gerçekleşmemesi bile uzun vadede mutluluk getirebilir. Bir kadına sadece doğum anında acı çekeceği, sancılanacağı süreç gösterilse ve o  kadın da bir olma/hamilelik/ doğan çocuktan bihaber olsa, o sancıyı çekmek ister mi? Bir şeylerin bizi üzmesinin sebebi de büyük bir sahnenin kısacık bir anına odaklı kalıp sonrasını görmememizden kaynaklanır.  Tablonun bütünü hayırdır 🙂

Dileğinizi veya dileklerinizi kesinleştirip, netleştirdikten sonra oturup onları bir kâğıda yazın. Yazdıklarınız muhakkak şimdiki zamanda gerçekleşmiş halde olmalı. Mesela “ her ay xxx TL kazanıyorum ve işimi seviyorum. Çalışmak beni mutlu ediyor!” veya “ Evliyim ve mutlu bir yuvam var!” veya “ Beni geliştiren ve mutlu eden ruhsal deneyimler yaşıyorum!” veya “ Hayatımı özgürce sürdürebilecek tüm donanıma sahibim!” veya “ xx model arabamı hayatımı kolaylaştırmak için kullanmaktan mutluyum!” gibi.

Dolunay Hava elementinde olduğu için dilek ve niyetinizi çalışmaya başlamadan önce en az üç kez sesli bir şekilde okuyun. Kulaklarınız okuduklarınızı duysun, içiniz hissetsin. Ardından çalışmaya başlayabilirsiniz.

Çalışma: Dolunay saatinden 10 dakika önce çalışmaya başlayacağız, yani saat 04.34’te. Çalışmada rahat bir şekilde yere uzanabilir veya bağdaş kurup oturabilirsiniz.  Gözlerinizi kapatıp yavaş ve derinden nefes alıp vermeye başlayın. Dikkatinizi bir süreliğine nefesinize verin. Zihninizin yavaş yavaş boşalmasına izin verin.

Şimdi dünyanın atmosferinim dışında bağdaş kurarak oturduğunuzu imgeleyin. Sağınız, solunuz sizin tanıdığınız, tanımadığınız sevenlerinizle dolu. Hep birlikte el ele olduğunuzu imgeleyin. Nefesinize odaklanın. Her nefes alışınızda kalbinize bembeyaz ışık dolduğunu ve her nefes verdiğinizde ise kalbinizden dünyayı sarmalayan bir ışık yayılsın. Sizinle birlikte el ele tutuşmuş tüm insanlarla birlikte nefes alıp verdiğinizi, hep birlikte bir olup dünyayı ışığınızla aydınlattığınızı imgeleyin.  Tek nefes tek kalp atışı, büyük bir birlik! Hep birlikte dünyayı sevgi ile sarmaladığınızı imgeleyin. Birkaç nefes daha alıp verdikten sonra dileklerinizi zihninizden geçirin ve kalbinizden çıkan o bembeyaz saf ışığın yaratıcılığı ile dileklerinizin vücut bulduğunu imgeleyin. Kendinizi dileğinizi yaşarken imgeleyin.

Daha sonra evimiz yuvamız olan dünyamıza biraz daha ışık göndermeye devam edin. Işıl ışıl aydınlandığını imgeleyin. İçinizden teşekkür edin ve gözlerinizi açın. Hemen yerinizden kalmayın biraz öylece huzur içinde kalın. Daha sonra dileklerinizi yazdığınız kâğıdı yakın gitsin.

Sözün özü; bu tür çalışmaları dikkatimizi ve odağımızı artırmak için yaparız. Gücümüze, saflığımıza ve temizliğimize, vicdanımıza güveniyorsak, içimizden geçirmemiz bile yeterli olacaktır.

 

Bu gece (21 Ağustos 2013 türkiye saati ile saat 04.44’te ) buluşmak üzere…

 

Sevgiler

Yurda Hal

Ay Uranüs Sekstili 20 Ağustos saat 02.36

Posted on Updated on

Bu gece uyumadan önce baş ucunuza bir not defteri ve kalem koyun. Rüyalarımızın sezgisel anlamda dönüştürücü olma olasılığı yüksek. Özellikle kırmakta zorlandığımız kalıplardan kurtulmak için ihtiyacımız olan ip uçları rüyalarımızda gizli olabilir. Satürn karesinden uzaklaşan Ay Uranüs’le sekstil açıda gece süresince. Sabah aklımızda kalanı not edelim. İç dünyamızın gizemli bilgilerini, gün ışığına çıkaralım.

İyi Geceler.

Yurda Hal

Dilek ve Niyet için Kova Burcu Mavi Dolunay- Meditasyon daveti

Posted on Updated on

birlik

21 Ağustos 2013 saat 04.44’te gerçekleşecek olan Dolunay özel bir güce sahip. Bu yüzden derinden ve içtenlikle istediğimiz dileklerimizin gerçekleşmesine yardımcı olur. Enerjimizi ve konsantrasyonumuzu artırır. Kova burcu enerjisi özellikle hep birlikte yapılacak çalışmalar için çok uygun olacaktır.

Ben Dolunay saati uyanık olacağım buradan,  Facebook ve Twitter’dan bana eşlik etmeyi arzu eden arkadaşlarımla birlikte bir Dolunay enerji birlikteliği çalışması yapacağım. Katılmak isterseniz, evinizden olduğunuz yerden bu çalışmaya katılabilirsiniz. İster dua, ister meditasyon, ister namazla katılabilirsiniz. Sadece dileklerinizi de dile getirebilirsiniz. Önemli olan bir arada olmamız. Çalışmanın detaylarını yarın akşam saatlerinde buradan paylaşacağım.

Katılmak isteyen tüm dostlarım davetlidir. Dilerseniz katılmayı arzu edebileceğini düşündüğünüz sevdiklerinizle de paylaşabilir, onları da bu çalışmaya davet edebilirisiniz.

21 Ağustos saat 04.44’te sabaha karşı buluşmak üzere.

Sevgiler

Yurda

21 Ağustos 2013 saat 04.44 Kova Burcunda Dolunay (Mavi Ay)

Posted on Updated on

Vollmond

Uyuyan Güzel masalını bilirsiniz. Kral yeni doğan dünyalar güzeli kızının şerefine bir davet verir. 12 periyi bu davete çağırır, ancak 13. periyi çağırmaz. 12 peri kıza güzellikler hediye ederken 13. Peri gelir, davet edilmediği için kızın 15.yaşgününde öleceğini söyler. Daha sonra insafa gelen bu peri, ölümü uzun bir uykuya çevirir. 13. peri istenmeyendir, karanlık ve bilinmeyendir.

Erkek egemen sistemin temelinde 12 sayısı önemli bir rol oynar. Eril sembol Güneş, yılı temsil ederken; dişil sembol Ay, ayları temsil eder. Oysa kullandığımız takvimin içinde bir yılın içinde zaman zaman 13 Yeni Ay ya da 13 Dolunay olur.

13 sayısının uğursuzluğu da bu sistemin bir parçasıdır aslında.

Bir yıl içerisinde aynı burçta iki kere Dolunay gerçekleştiğinde Mavi Ay gerçekleşmiş olur. Mavi Ay ile Lilith’in birbirine benzer özellikler taşır. Her ikisi de toplumda kadının yok sayılan yönleri ön plana çıkarır. Erkek egemen toplumda, kadının kabul gördüğü özelliklerin dışında kalan her şey buraya aittir. Mavi Ay’ın anlamı toplumdan topluma, coğrafyadan coğrafya değişir bu yüzden. Yasaklı dişil enerjidir o. Kullanılmasına izin verilmeyen güç potansiyeli. Oysa, bu güçtür aynı zamanda çocuklarını zarardan koruyan, sevdiklerini himayesi altına alan, dış dünyaya karşı savunan dişil taraf. Açıkçası, ihtiyaç anında, her şeye rağmen ortaya çıkan bir dişi enerji var burada.

Masalda 15. yaş kavramı da sembolik olarak Dolunay’a işaret eder. Daha Dolunay’ın hemen ardından başlayan evreyi tanımlar. Bilirsiniz, Dolunay bizim topraklarımızda “ayın on dördü” olarak ile tanımlanır. “Ayın on dördü gibi” dendiğinde, parlayan, ışıldayan kastedilir. Masaldaki 15 inci yaş da en dikkat çeken, en parlak dönemi sembolik dille anlatır.

Bu yüzden Mavi Ay genel gidişata aykırı bir enerjidir. Hele hele Kova burcunda gerçekleşmesi, onu daha da aykırı ve dikkat çekici kılmaktadır.

Dolunay demek, Ay’ın Güneş’in karşısında tüm ihtişamıyla durabilme gücünü anlatırken, bir de Mavi Ay olması içinde baskı altında olmanın, ezilmişliğin ve dışlanmışlığın, kabul görmemenin de haykırışını da taşımaktadır.

Burada kadın/erkek, eril/dişil derken öncelikle kendi cinsiyetinize göre değerlendirmemenizi isterim. Yin-yang enerjisi her birimizin içinde mevcut. İster kadın olalım ister erkek, içimizde her iki cinsiyetinde izlerini taşıyoruz. Bu yüzden her birimiz bu Dolunay’la birlikte içimizdeki isyanın sesini duyabiliriz.

Mavi Ay özellikle içimizde biriktirdiğimiz, dışarıya çıkaramadığımız konuları ortaya çıkarmaya meyilli olacaktır. Hele bir de buna Kova enerjisini eklediğimizde, özgürleşme ve başkaldırma arzusu da bu duygularımıza eşlik edecektir.

Sadece bireysel değil, toplumsal anlamda da etkisi olacaktır bu Dolunay’ın. Bu yüzden genel  anlamda yangına körükle gitmek yerine, düşünerek ve objektif hareket etmek gerekecektir. Kova burcunun isyankâr ruhu, bütünün ve birliğin adına çalışır. Kova enerjisi, birlik içinde özgür olabilmenin bilincinde, çeşitliliğin öneminin farkındadır. Kısacası bencilce çıkışlar yerine, bütünün içinde bireylerin hayrına hareket etmenin önemi vurgulanmakta bu Dolunay’da.

Bu yaklaşımı tüm ilişkilerimizde korumak önemli olacaktır. Gerek ikili ilişkilerimizde, gerekse dostluk ve arkadaşlık ilişkilerimizde her an bastırılmış duyguların yüzeye çıkabileceğini aklımızda tutmak gerekir.

Gökyüzünde zaten duygusal anlamda geleneksel ile yenilikçi yanlarımızın birbirini zorladığı, kalıplarımızın kırılmaya çalışıldığı bir dönemdeyiz. Yengeç’teki Jüpiter ile Koç’taki Uranüs’ün karesinin sebep olduğu bu gerginlik her birimizi epey zorlamakta şu aralar.

Bu yüzden Mayi Ay fünyemizi çekmemize ve içimizdeki enerjiyi salmamıza sebep olabilir. Ancak kontrol bizim elimizde! Suların kabaracağını biliyorsak, baraj kurarak önlemimizi alabilir ve enerjiyi parçalara bölerek kullanabiliriz.

Benim genel olarak tavsiyem önümüzdeki üç gün süresince açığa çıkan duygularımızı, haykırmak istediklerimizi bir kenara not etmeliyiz. Sonra yeni hafta başladığında bu notlarımızı alıp okuyup tekrar gözden geçirmek ve çözüm yoluna gitmek bizim için daha kolay olacaktır . Dolunay enerjisinden uzaklaştığımızda daha rahat, daha kolay düşünebilir oluruz.

Hem kendimize, hem de çevremize karşı bilinçli olarak anlayışlı olmamız gerekiyor şimdi.

Peki, hiç mi iyi bir etki yok diye sorabilirsiniz… Tabii ki gökyüzünde Jüpiter-Satürn-Neptün arasında büyük su üçgeni var. Bu su üçgeni diğer göksel etkiler ne olursa olsun, vicdanımızla hareket etmeyi becerebildiğimizde bizi koruması altına alacaktır. Sezgilerimizin bizi doğru yönlendirmesini sağlayacaktır. Sezgilerin işitilmesi için ise, olumlu ve iyimser bakış açısından taviz vermemeli. Zihnimizi temiz tutmalıyız!

Gelelim burçların alacağı etkiye:

Lütfen hem öncelikle yükselen, ardından da burcunuza göre dikkate alın:

Koç: Arkadaşlık ve aşk ilişkisi kavramları gerginlik yaratabilir. İhmal edilen arkadaşların isyanı ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Çocuklarla da gerginlik ortaya çıkabilir.

Boğa: İşinizle yeterince ilgilenmediğiniz izlenimi yaratıyor olabilirsiniz. Problemlerinizi çözmek zorunda kalabilirsiniz. Ev-iş gerginliği.

İkizler: Özgürlük arzunuzun yakın çevreniz tarafından sabote edildiğini düşünebilirsiniz. Bilgilerinizi daha yüksek sesle haykırma ihtiyacı doğabilir. Özellikle hukuk alanında ya da yabancılarla yapılan işlerde var olan gizli sorunlar fark edilecektir.

Yengeç: Şanslı yılında olmana rağmen gergin bir dönemdesin. İkili ilişkiler alanında bazı değişim dönüşümler yaşamakta olabilirsin. Finansal anlamda benim-bizim kavramı öne çıkacak.

Aslan: İkili ilişkilere dikkat! Şartlar biraz zorlayıcı olabilir. Özellikle ilişkini riske atan konuşmalardan kaçınmalısın. Aynı durum ortaklıklar için de geçerli. Rekabet ortamı var!

Başak: Sağlık ve iş hayatında dikkatli olmak gerekiyor. İşi de sağlığı da ihmal etmemek gerek!

Terazi: Aşk hayatın, çocuklarınla olan ilişkiler ön plana çıkacak. Gereksiz gerginliklerden uzak kalmaya özen göstermek gerek.

Akrep: Aile içinde bazı gerginlikler olabilir. Geleneksek bakış açınızı sorgulayabilirsiniz.

Yay: Yakın çevre, akrabalar ve kardeşlerle olan ilişkiler ön planda. Bu alanlarda zorlanabilirsiniz. İfade özgürlüğü önemli olacak.

Oğlak: Finansal konular dikkat çekecek. Bugüne kadar göremediğiniz fırsatlar karşınıza çıkabilir.

Kova: Kendi değerinizin farkına varacaksınız. Bu sizin isyan etmenize değil, daha olgun bir yaklaşım sergilemenize sebep olursa iyi olabilir. Gizli kalmış yanlarınız açığa çıkabilir.

Balık: Farkındalığınız artacak ve gerçekleri daha iyi görebileceksiniz. Sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

Sevgiler

Yurda Hal

Mavi Ay

Posted on Updated on

Hiç yazasım yok! Bugün koşturmaktan yoruldum, ancak yine de bilgisayarın başındayım Çarşamba sabaha karşı gerçekleşecek Dolunay yazısı için. Bu Dolunay  Kova burcunda gerçekleşen bir Mavi Ay.  MAvi Ay’ların enerjisi biraz farklıdır .Biliyor musunuz, Mavi Ay dizisinde oynayan Cybill Shepherd’ın Güneş’i, Bruce Willis’in ise Ay’ı Kova burcunda:)

Yazı bitince buradan paylaşacağım.

Sevgiler

Yurda Hal

19 Ağustos 2013 Ay Venüs Üçgeni

Posted on Updated on

19 Ağustos 2013 öğlene doğru Kova burcundaki Ay Terazi burcundaki Venüs’e üçgen açı yapacak. Neredeyse tüm gün şans yanımızda olacak. İfadelerimiz kabul görecek. Bu yüzden önemli görüşme ve yazışmalar olumlu etkiler altında olacak. İş bitirme ve gönül alma zamanı:)

Affetmek ve Ay Takvimi

Posted on Updated on

affetmek ve ay takvimi üzerine

Affetmek

Af kelimesi hayatının içinde o kadar çok yer tutar ki… Zaman zaman varlığını inkâr edersin, affedecek ve affedilecek bir durumun yokmuşçasına… Zaman zaman ise sürekli affedemediğin kişilere odaklanırsın… Yalnız kaldığında affedemediklerini düşünürsün… Belki de birileri tarafından affedilmediğini düşünmekle meşguldür zihnin…

Affedilmediğini düşündüğün anlarda, zihnin egonun yardıma koşar ve haklı olduğunun konusunda seni ikna etmek için elinden geleni yapar. Ego yaşamak için zihni kullanır. Sana, seni haklı çıkarmak için birçok gerekçe sayar ve sana bu gerekçelerin sonunda, yine affedilmeyi beklediğin bir durumu, affetmen gereken bir duruma dönüştürür.

Kısacası bu af meselesini ne kadar evirip çevirsen de sonunda çözüme ulaşmak için kendinle baş başasındır. Kendi iç hesaplaşmanla, kendi iç sesinle, duygularınla, anılarınla baş başasındır. Zihnin sana geçmişte yaşanan bir sahneyi defalarca perdede oynatır. Defalarca senin mağdur ve haklı olduğuna ikna edebileceği bakış açılarını arar, bulur ve karşına çıkarır. Sonunda onun oyununa, tam olarak inanmıyor olsan da, vicdanın hala huzura kavuşmasa da, yenik düşersin. Onun sana sunduğu sanal gerçekliği kabul edersin. Bu kabulleniş, tuhaf bir durumdur. Affedip, affedilmeyi beceremediğin dış dünya kaynaklı boyun bağının iplerini, egonun eline vermiş olursun. Kendi kendinin yalancısı olmaktan başka bir şey değildir bu.

Af süreci kolay değildir. Bir ilişki kalıbında kendini haksızlığa uğramış hissetmek yorucudur. Genelde bedensel efor gerektiren işlerden kaçınmaya yatkın olmana rağmen, zihnini meşgul eden, mağdur rolünü zevkle benimseyip, seni yormaktan kaçınmayan zihnin, hep hesap kitap peşindedir. Seni asıl yoran şey zihninin içinde dönen senaryolardır, hele o affedemediğin senaryoların rolü çok büyüktür. Etinin yorgunluğunu kolay atlatırsın. Zihin yorgunluğu ise çökertir adamı.

Çabucak affeden insanların gamsızlığını düşünürsün… Onları gamsızlıkla suçlarsın. Daha doğrusu zihnin sana bu direktifi verir. Oysa “gamsız” dediğin, belki de yoluna pürüzsüz devam etmenin formülünü bulmuş insandır. Yolda ayağının takıldığı taşları cebine doldurup ağırlıklarla ilerlemeyen insandır. O, kısa dönem, uzun dönem hafızasını temizlemiştir.

Affederek de, affetmeyerek de hayat devam eder. Her iki yol da yanlış değildir, her iki yolunda mutlak doğru olmadığı gibi. Önemli olan ayrım, yola ağır aksak devam etmek isteyip istemediğindir. Cebinde taşlarla yürümek ya da karşına çıkan sorunları yerinde halledip yoluna devam etmek… Karar senin… Karar sana ait.

Vicdan

Affetme sürecinde temel karar vicdana aittir. Gerçekten affettiğinde vicdanın rahattır ve sana yük olmaz. Vicdanının sesini duyabilmen, onun verdiği kararı uygulayabilmen için zihnin sakin, karmaşalarından kurtulmuş, sana hizmet eden konumunda olmalıdır. Seni karmaşaya sürükleyen zihin senin efendin olur, sen ona hizmet edersin. Bu yüzden ona, senin onun değil, onun senin bir parçan olduğunu hatırlatmalısın. Bu hatırlatma süreci, tamamen karışmış yün çilelerini sabırla ayırıp ayıklamaya benzer. Gerçekten de, her gün 30 dakika karışmış yün çilelerini ayırıp ayıklamaya başlarsan, zihnin yavaş yavaş dinginliğe kavuşur. Sebat gerektiren bu çalışma zihnin dizginlerini elinde tutmana yardımcı olacaktır. Ayrıca namaz, meditasyon, yoga ve dua da zihnin sükunetini sağlayan çalışmalardır. Zihnin sakin olması, ruhun terazisi olan vicdanınla bir olmanı sağlar.

Zihin

Ruhunun terazisi, ruhunun sesi olan vicdanını duyabilmek için zihninin dinginliği gerekli. Zihin dinginliğine ulaşmak için bedeninin de ihtiyaçlarını yerine getirmen bu yolda senin işini kolaylaştıracaktır. Beden sağlığını koruyamadığında, duyguların dizginlerinden kurtulmuş atlar misali, istedikleri yöne hareket ederler. Duygularını kontrol edemediğin zaman, zihnini uzun süreli kontrol altında tutman mümkün olmaz. Duygular seni sağa sola savurup, kâh yerlere vurup, kâh göklere çıkarırken sen de adeta lunaparkta bir roller coaster’e emanet, kontrol dışı kalırsın.

Beslenme

Doğru beslenme, duygu dünyanı düzenlemene yardımcı olacaktır. Bu yüzden bedeninin ihtiyaçlarını önemse. Öncelikle sezgilerine güven. Bir şey yerken içinde ufacık olsun bir endişe beliriyorsa, bir şeyler yanlış gidiyordur. Yalnızca iç sesin, sana ihtiyacın olanı her zaman fısıldar. Ayrıca bedensel beslenme sadece yemek yemekle sınırlı değildir. Bazen, mesela oruç gibi, yememek de bir beslenme çeşididir. Beden egzersizleri, açık havada vakit geçirmek, doğayı kucaklamak, kahkaha atmak, ağlamak, cinsel hayatın doyumu, kişisel bakım… Bunların her biri bedenini besler. Hepsi gereklidir.

Bedenindeki her gram gereksiz yük, seni iç terazinden uzaklaştırır. Burada bahsettiğim gramın görsel bir ölçüsü yoktur. Kendini iyi hissettiğini gerçekten kabul edeceğin kiloda olman önemlidir. Kendinle barışık olman önemlidir.

Egzersiz yapmaya çok vakit ayıramayacağını düşünebilirsin. Yine de Tibet’in Gençlik Pınarı kitabındaki beş temel hareketi yapacak vakti bulman zor olmayacaktır. En azından haftada üç kere otuz dakika bile olsa yürüyebilirsin. Evinin temizliği için biraz daha zaman harcayarak bile bedenine faydalı olursun.

Beslenme konusunda ise tavsiye edilen birçok yöntem var, muhakkak sana uygun bir yöntem bulabilirsin. Ya da benim yazdığım Ay Taktikleri kitabımdan faydalanabilirsin. Bir sisteme bağlı olmak da şart değil, asıl önemli olan kendi iç sesini dinlemek olacaktır. Sofradan tok kalkma mesela, son lokmaların bedenini ağırlaştırmasına izin verme!

Önce sen kendinden memnun ol. Bırak dış dünyayı, onlar seni değerlendirirken, genellikle senin kendine baktığın gibi bakarlar.

Bedenin sağlıklı olduğunda zihninin sana kurmaya hazırlanabileceği kumpasları daha kolay fark edersin.

Ruhsal dinginlik

Bedenini ve zihnini kendi denetiminde tutmayı başardığında, vicdanının sesi yükselecektir. Onun sesini duymaya başladığında aldığın kararlar, yaptığın işler, davranışların senin sırtına yük olmayacak, seni yükselten basamaklara dönüşecektir. Burada bahsettiğim yükselme, tek yönlü bir yükselme değil, kendi merkezinden, var olabileceğin her alana doğru genişlemek gibi düşünebilirsin. Bu yükseliş ile birlikte, ruhun da dinginliğe ulaşmaya başlayacaktır.

Ruhun dinginliğe ulaştıkça tüm yaşantını hem merkezden dışarıya, hem de dışarıdan merkeze doğru izleyebilirsin. Olayların içinde her birini tüm duygularınla yaşarken, merkezini yitirmeden gözlemci olabilme ayrıcalığına kavuşursun.

Ay Takvimi

Dolunay’dan Yeni Ay’a kadar

Affetme ve affedilme süreci bir durumun sonlanması ve yeni temiz bir hale geçiş aşamasıdır. Bu yüzden ben affetme çalışmalarıma Dolunay zamanı veya Dolunay Yeni Ay süreci arasında başlarım. Sen de Dolunay’la birlikte başlayan süreci affetme çalışmaların için kullanabilirsin.

Affetme çalışması için birçok teknik var. Biraz araştırırsan kendine uygun bir teknik bulman çok kolay olacaktır. Zaten affetmeye niyetliysen, muhakkak ihtiyacın olan çalışma karşına çıkar. Ardından yapman gereken senin için Dolunay’dan yeni Ay’a kadar olan süreçte en doğru çalışma zamanını belirlemek olacaktır. Ay küçüldükçe içinde taşıdığın yük de küçülecek ve onunla birlikte eriyip gidecektir. Tıpkı uzun bir kışın ardından güneş ışınları altında eriyen buzlar gibi akacak ve yok olacaktır yükün.

Eğer daha detaylı bir çalışma yapmak istersen o zaman Dolunay’ın hangi burçta olduğuna da dikkat edebilirsin. Burcun anlattığı temalarla uyumlu olan konularda af çalışması daha etkili olacaktır.

Burada kısaca hangi burçta hangi konuların ön plana çıktığını sıralayacağım. Sen de durumunu değerlendirip uygun Dolunay’ı seçebilirsin. Tabii ki böyle bir takvime bağlı kalmak beklemeyi gerektirecektir. Hemen harekete geçmek istiyorsan burcu dikkate almadan çalışmaya yaklaşan ilk Dolunay’da başlayabilirsin.

Dolunay Koç: Kendini affetme ( güç, hırs ).

Dolunay Boğa: Kendini affetme (maddesel bağımlılık veya kopukluk, madde ile ilgili doğru ilişki kuramama).

Dolunay İkizler: Kendini affetme.  Kardeş, akraba komşuluk ilişkilerinde affetme.

Dolunay Yengeç: Kendini affetme. Ebeveynleri affetme, babayı affetme, aileyi affetme

Dolunay Aslan: Kendini affetme. Çocukları, sevgiliyi affetme

Dolunay Başak: Kendini affetme. İş arkadaşlarını, beraber çalıştıklarını affetme.

Dolunay Terazi: Kendini affetme. Eşini, ortağını affetme. Rakibini, düşman gördüğünü affetme.

Dolunay Akrep: Kendini affetme. Ölüp gideni affetme. Acı çektirip dönüşmene sebep olanı affetme.

Dolunay Yay: Kendini affetme. Güvenini sarstığını düşündüğün insanları affetme.

Dolunay Oğlak: Kendini affetme. Anneni affetme. Üstlerini, patronunu affetme.

Dolunay Kova: Kendini affetme. Arkadaşlarını, senden desteğini çektiğini düşündüğün insanları affetme. Umudunu kırdığını düşündüğün kişileri affetme.

Dolunay Balık: Kendini affetme. Herkesi affetme. Hayatından sessiz sedasız çekip gideni affetme.

Fark ettiysen, en çok kendini affedebiliyorsun. Çünkü af sistemi senin kendinle hesaplaşmandan başka bir şey değildir. Senin içinde olup biter her şey. Öncelikle insansın, tabii ki hata da yapacaksın. İçinde yaşadığın dünyadaki herkes öncelikle insan, tabii ki hata da yapacaklar. Ancak sen kendinden ve yaşadıklarından sorumlusun. Kendini affet. Hata yapma olasılığın olduğunu kabul et. Kendini olduğun gibi sev…

Affetmeyi öğrendiğinde dik yürümeye, gülümsemeye ve mutlu olmaya başlarsın. Hayatın daha kolay akar, sever, sevilirsin. İşlerin açılır, bereketin çoğalır, çünkü dünya herkese kucak açar, ancak sadece gülümseyerek bakanlar bunu fark ederJ

Sevgiler

Yurda Hal

www.astroistanbul.com

Ufuktan Doğuş – İmgeleme Çalışması (17 Temmuz saat 01.50-02.10 arası)

Posted on Updated on

Resim kaynak site: www.christel-vanlith.de

 

Resim Kaynak: www.christel-vanlith.de

Bu gece yani 16 Temmuz 2013’ü 17 Temmuz 2013’e bağlayan gece saat 01.56-02.10 arası yapılacak çalışma

Gökyüzünde bir süredir büyük su üçgeninin etkisindeyiz. Büyük su üçgeni bu akşam ve yarın son derece son derece etkili olacak. Ay’da saat 01.56’da Akrep burcundaki Satürn ile birleşerek bu büyük enerjiyi harekete geçirecek tetik etkisini içinde taşıyacak.

Biz de bu enerjinin gücünü kullanıp, göksel bağlantıların çok güçlü olduğu anda imgeleme çalışması yaparak, hayatımızı şekillendirebiliriz. Malum Merkür’de geri gidiyor, onun etkisini de buraya dâhil etmek gerekir. Dolayısı ile sürüncemede olan, gecikmiş, bir türlü gerçekleşmemiş, geçmişte gerçekleştirmeye cesaret edemediğimiz hayallerimizi kısaca bir gözden geçirelim.

Ardından hayatımıza ne katmak istiyoruz? Hayatımıza katmak istediklerimizle yaşantımız nasıl bir hal alır, buna odaklanalım. Ardından lütfen vakit kaybetmeden madde madde hepsini bir kâğıda sıralayalım. Tüm yazdıklarımızı üç kere sindire sindire okuyalım… İster sesli, ister içimizden; hiç fark etmez…

Saat 01.50’de gözlerimizi kapatalım ve kendimizi uzunca bir patika yolda yürürken imgeleyelim. Henüz gün doğmamış, karanlıkta yürüyor ilerliyoruz. Yolumuz deniz kenarına, uçsuz bucaksız bir sahile çıkıyor. Henüz aydınlanmamış olan günü karşılamak için denizin kenarına oturuyor ve sonsuz denize bakıyoruz.

Denizin içinde, yani ufkun altında bir sinema perdesi hayal ediyoruz. Bu sinema perdesinin üzerine, bize hayatımızı nasıl arzuladığımızı anlatan bir fragman ya da bir afiş görüntü yerleştirelim. Mesela perdenin ortasında kendimizi istediğimiz halde imgeleyebilir ve etrafımızdaki karelere sahip olmaya hazır olduğumuz dilekleri yerleştirebiliriz. Adeta bir kolaj gibi! Hayal gücümüzü sonuna kadar devreye sokuyoruz burada.

Ufkun altında ve henüz denizin dibinde olan, bizim hayatımızı içeren bu film perdesinin sahnelerini iyice içimize sindirelim. Perdenin hemen arkasından güneşim doğacağını imgeleyelim. Güneş doğarken, güneşin önünde bizim perdemizde denizden yükselmeye başlasın… Güneşle ve bizim hayatımızla ortalık yavaş yavaş aydınlansın. Güneş ve perde göğe yükseldikçe gün ışıl ışıl bir hale gelsin. Güneş ve önündeki perdeyi tepeye kadar yükseltelim. Hayatımızdaki enerjinin de bu yükselme ile beraber arttığını, güçlendiğimizi ve Yaradan’la olan bağımızı hissedelim.

Ardından başarının mutluluğu ile Güneş tepedeyken şükrederek oturduğumuz yerden kalkalım, denize girelim, su ile bir olalım. Sonra sudan yenilenmiş ve tazelenmiş enerji ile çıkıp aydınlanmış patika yola yönelelim yaklaşık 5-6 adım attıktan sonra mutluluk içinde gözlerimizi açalım.

 

Dileklerimiz ve niyetlerimiz bütünün ve kendimizin hayrına kabul olsun!

Sevgiler

Yurda Hal

 

kaç kişiliktir bir hayat?

Posted on

dunyaavuclarımda

kaç kişiliktir
bir hayat?

bu göz
dünyaya açıldığından beri
kaç yüz gördü?
kaç gülücük saydı?
kaç hüzne baktı?
kaç görmediği yüz var,
hayatına ait?
duyduğu seslerin
kaçını ayırt edebildi?
kaçını zevkle dinledi?
kaçını duymazdan geldi?
kaç duymadığı ses var,
hayatına ait?
kaç kişiliktir
bir hayat?
“ben”im dediğim hayat
benimse…
gözüme,
kulağıma,
tenime,
gönlüme
dokunanıyla…
ne büyük sorumluluk….

 

Yurda Hal