AN’DA YARATMA MEDİTASYONU – Her hafta düzenli olarak uygulanan çalışma

Posted on Updated on

AN’DA YARATMA MEDİTASYONU

Bu hayatta, çıkış yolu aradığımız ama tünelin ucundaki ışığı göremediğimiz için umutsuzluğa kapıldığımız neler var?

Zaman zaman zihnin tuzağına düşerek kendimizi çaresiz, olayları da çözümsüz olarak mı algılıyoruz?

Duygular ve düşüncelerin dipsiz kuyusunda aşağı mı çekiliyoruz?

Böyle zamanlarda geçmişin korkuları ve geleceğin kaygıları arasına sıkışmış gibi hisseder ve harekete geçmekten vazgeçer veya erteleyebiliriz,

Oysa bir üst planda ne geçmiş vardır ne de gelecek…
Üst planda sadece ama sadece şu “AN” vardır.

Bu çalışma bizi “AN”da hissederek, çözüm aradığımız konularda, sonsuz olasılıklar arasından en hayrımıza olanı hayatımıza çekmek için destekler.

Enerjimizi yükseltir, zihnimizin yoğun aktivitesini azaltır, yaratıcılık ve farkındalık potansiyelimizi tetikler ve aslında bizim en hayrımıza olanı zaten bilen üst bilincimizle bağ kurabilmemizi sağlar.

Uygulama sırasında tüm katılımcılar belirlenen konu üzerinden şifayı deneyimlerler.

Minimum 4 kişilik grup oluşması, dönüştürücü etkisi güçlü bir çalışma için gereklidir.
Maksimum katılımcı sınırı yoktur.
Katılım ücreti : 60 TL (her meditasyon için)
(Aylık katılımlarda %25 indirim uygulanır.)
17.30-19.30
Uygulayıcı : A.Müjde Özdemir

Yer : Astroİstanbul – Bostancı

İletişim: 0216 410 57 58/ 0533 492 57 47/ astroistanbul@gmail.com

“ Aşk Tesadüfleri Sever” mi? – Seminer

Posted on Updated on

“ Aşk Tesadüfleri Sever” mi?

14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşiyor. Sevgilinizle uyumunuzu, geleceğinizi ögrenmeyi ve ona “Aşk Haritası” hediye etmeyi düşünür müsünüz? Sevgiliniz yoksa, aşk hayatınıza dair astrolojik ayrıntıları ve şanslı olduğunuz dönemleri bilmek ister misiniz? Astrolog Ayda Ersan, “Ruh eşi, genellikle sanıldığı gibi zıt ruhların birbirini tamamlaması değil, “eş” ruhların birleşimidir” diyor. Sadece bu bilgi bile seminerde neler ögrenebilecegimizi anlatıyor. Aşk ve İlişkiler semineri, 14 Şubat vesilesiyle, konuyu merak edenler için muhteşem bir fırsat.

Seminerin en can alıcı sürprizi ise, kısaca bireysel doğum haritalarınıza göre de Aşk Potansiyellerinizin incelenmesi olacak!  Bu çalışmanın yapılması için Kayıt için mail atarken muhakkak doğum bilgilerinizi de vermeniz gerekmektedir (Doğum tarihi [Gün/Ay/Yıl], doğum saati ve doğum yeri).

Kayıt için astroistanbul@gmail.com adresine mail atabilir veya 0533 492 57 47 / 0216 410 57 58 no’lu telefondan arayabilirsiniz.

Aşk ve İlişkiler Semineri

Tarih : 14 Şubat 2012 Salı
Saat : 20:00- 23.00 arası
Yer : ASTRO İSTANBUL

Semineri Sunan: Ayda Ersan

Seminer ücreti: 60.– TL + K.D.V.

Astro İstanbul’da ZEYNEP FELIX ERGEN PEKMEN İLE RÜYA FARKINDALIĞI EĞİTİMİ- 19 Şubat 2012

Posted on Updated on

Dikkat Tarih Değişikliği : Seminer Tarihi 19 Şubat 2012 saat 12.00-17.00 (26 Şubat yerine 19 Şubat’ta yapılacaktır)

ZEYNEP FELIX ERGEN PEKMEN İLE RÜYA FARKINDALIĞI EĞİTİMİ

“Bizi Rüyasında Gören Bir Rüya var”

I. Rüya Farkındalığı / Rüya İlham Görü

II. Rüya Türleri

III. Rüyaları Hatırlamak

IV. Rüyalar, Ay Fazları ve Astroloji

V. Rüyaların Rehberleri Üstadları

VI. Kabuslar

VII. Rüya Sembolizmasına Genel Bakış: Mandala, Sayılar, Renkler, Hayvanlar, Bitkiler, Müzik Notaları

VIII. Rüya Farkındalığını Destekleyen Bitkiler, Kristaller ve Müzik

IX. Rüya Sembolizmasında Temel Arketipler / Kollektif Alanda Arketipler

X. Rüyalarda Durugörü, Duruişiti, Lucid Rüyalar ve Astral Yolculuk

XI. Rüyalar, Kehanet, Parapsikoloji

XII. Temel Perspektiflerde Rüya Okumalarına Genel Bakış

Eğitim Bir Tam Gün Sürmektedir.

Katılım Ücreti: 150 TL,–+ K.D.V.’dir Kayıt ve bilgi için astroistanbul@gmail.com veya 0533 4925747′ye başvurabilirsiniz.

Seminer Yeri: Astro İstanbul

Seminer Tarihi: 19.02.2012 saat 12.00-17.00

Astro İstanbul’da ZEYNEP FELIX ERGEN PEKMEN İLE RÜYA FARKINDALIĞI EĞİTİMİ- 19 Şubat 2012

Posted on Updated on

Dikkat Tarih Değişikliği : Seminer Tarihi 19 Şubat 2012 saat 12.00-17.00 (26 Şubat yerine 19 Şubat’ta yapılacaktır)

ZEYNEP FELIX ERGEN PEKMEN İLE RÜYA FARKINDALIĞI EĞİTİMİ

“Bizi Rüyasında Gören Bir Rüya var”

I. Rüya Farkındalığı / Rüya İlham Görü

II. Rüya Türleri

III. Rüyaları Hatırlamak

IV. Rüyalar, Ay Fazları ve Astroloji

V. Rüyaların Rehberleri Üstadları

VI. Kabuslar

VII. Rüya Sembolizmasına Genel Bakış: Mandala, Sayılar, Renkler, Hayvanlar, Bitkiler, Müzik Notaları

VIII. Rüya Farkındalığını Destekleyen Bitkiler, Kristaller ve Müzik

IX. Rüya Sembolizmasında Temel Arketipler / Kollektif Alanda Arketipler

X. Rüyalarda Durugörü, Duruişiti, Lucid Rüyalar ve Astral Yolculuk

XI. Rüyalar, Kehanet, Parapsikoloji

XII. Temel Perspektiflerde Rüya Okumalarına Genel Bakış

Eğitim Bir Tam Gün Sürmektedir.

Katılım Ücreti: 150 TL,–+ K.D.V.’dir Kayıt ve bilgi için astroistanbul@gmail.com veya 0533 4925747′ye başvurabilirsiniz.

Seminer Yeri: Astro İstanbul

Seminer Tarihi: 19.02.2012 saat 12.00-17.00

Galaksi Rehberi – Gezegen Seyri 06 Şubat 2012 – 12 Şubat 2012

Posted on Updated on

Haftanın Önemli Burç girişleri ve Açıları

06 Şubat öğleden sonrası Ay’ın Aslan burcuna girmesi ile birlikte Dolunay’ın enerjisini gayet güçlü bir şekilde içimizde hissedeceğiz. İçimizdeki Eril enerjinin açığa çıkmasına sebep olacak. Yaşama sevincinin ortaya çıkacağı birkaç gün yaşayacağız. Ayrıca bir süredir geri harekette olan Mars’ın fiziksel gücümüzü zayıflatan etkisini bu birkaç gün hissetmeyeceğiz.

07 Şubat günü saat 15:18’de Terazi’nin neredeyse son derecelerine gelen Satürn geri hareketine başlayacak ve 25 Haziran gününe kadar geri harekette olacak. Satürn’ün geri hareketini çok ciddiye almak gerekiyor. Terazi’nin son derecelerine kadar gelip geri dönmesini bir benzetmeyle açıklamak istiyorum:

Elinizdeki bir lastiği sonuna kadar gerdiğinizi düşünün. Daha fazla gerilemeyen bu lastik size sınırı gösteriyor. Daha fazla zorlarsanız kopar, serbest bırakırsanız eğer ileri-geri yalpalayarak yerini bulur.

Şimdi bu benzetmeyi ilişkiler, ortaklıklar, ikili ilişkiler,  evlilikler, uzun süreli beraberlikler, haksızlıkların söz konusu olduğu alanlar, adaletin gerektiği alanlar ve rekabet ortamı için düşünelim!

Yukarıda saydığım alanlarda sınırları sonuna kadar zorladığımız bir dönemdeyiz. Satürn Geri gitmeye başlayınca bize geri dönüp ortalığı toparlama, hataları tamir etme, sınırları ve ilişkileri yeniden belirleyip tanımlama veya bir şeyler bitecekse, bunu helalleşerek yapmak için bir fırsat doğuyor.

Bu fırsatın ne olduğunu anlamak için özellikle 29 Ekim 2011’den itibaren ilişki, ortaklık, rekabet alanındaki hayat çizgisini iyice inceleyin. Çünkü ortada bir problem varsa, bir şeylerin düzeltilmesi gerekiyorsa, aradığınız anahtar bu sürecin içinde. Bu dönem içindeki belirgin bir davranışınız, size yapılan bir davranış, sizde iz bırakan bir olay anahtarınız olabilir.

25 Haziran’a kadar olan bu süreci iyi değerlendirin. Çünkü uzun bir süre ikili ilişkilerde size sınırlarınızı sağlamlaştıracak daha iyi bir fırsat bulamayabilirsiniz.

Yine 07 Şubat gecesi saat 23:53’te Aslan burcunda Dolunay’ımız var. Egonun, gururun, alınganlığın yüksek olabileceği bir atmosfer sunacak muhakkak. Eğer Bu Dolunay’da bir çalışma yapmak istiyorsanız Eril Enerji (Aslan) ile Dişil Enerji (Ay)’nin kutuplaştığı bu gecede aşağıda paylaştığım Meditasyonu yapabilirsiniz.

08 Şubat’ta Venüs Koç burcuna geçiyor. Neredeyse bir ay gibi bir süreyle Venüs burada olacak. İlişkilerimizde tez canlılık, sabırsızlık göze çarpacak. Flört etmeye daha yatkın bir ruh hali içimizden dışarıya yansıyacak. Ancak Koç burcunda zayıf olan Venüs para, aşk, estetik zevk ve güzellik anlayışımızın çıtasını düşürecek. Eğer estetik bir uygulama yaptırmayı, evinizi güzelleştirmeyi veya alışveriş yapmak istiyorsanız, bir ay süreyle beklemenizi öneririm.

Yine 08 Şubat’ta saat 19:32’de Ay Başak burcuna geçiyor. Duygularımızı rafa kaldırıp kendimizi gündelik işlerimize verebiliriz. Çalışmak için en verimli birkaç günün içindeyiz şimdi.

10 Şubat saat 04.28’de Uranüs’le kavuşan Venüs ani, beklenmedik bir aşkın, bir elektriklenmemin tetikleyicisi olabilir. Bu beklenmedik sürpriz etki aynı zamanda sürpriz bir kazancı, sürpriz bir harcamayı, sürpriz bir hediyeyi de gösterebilir. Ayrıca bu etki ile birlikte yaratıcılığın da artması söz konusu.

Yine 10 Şubat’ta saat 21:54’te Ay Terazi burcuna geçiyor. İlişkilerimiz, ortaklıklarımız gündeme gelecek ve beklentilerimizi ortaya koymak isteyeceğiz. İlişkilerde yük olan duyguları özellikle bu günlerde iskelet sisteminizde de yük olarak hissedebilirsiniz.

12 Şubat saat 23:09’da Ay Satürn ile kavuşuyor. Yukarıda Satürn teması ile ilgili söylediklerime dair ilk ipucunu bu açının tetiklemesiyle hissedebilirsiniz.

Özellikle Geçmişe Yönelik temizlik çalışmalar ve geleceğe yönelik hedeflerinize yaklaştıracak çalışmalar için en uygun gün ve saat ise aşağıdakilerdir. Bu gün ve saatlerde yalnız kalıp Meditasyon yababilirsiniz. Regresyon veya aile dizimi ya da geçmiş yaşam terapileri yaptırabilir, bir yaşam koçu ile geleceğe yönelik hedeflerinizi yapılandırmak için görüşebilirsiniz.

07 Şubat saat 13:03

07 Şubat saat 23:53

09 Şubat saat 16.16

11 Şubat saat 18.22

Dersler, Seminerler ve Workshoplar

Aslan Burcu Dolunay Workshop : 07 Şubat Salı günü saat 20:00 ‘de Astro İstanbul Bostancı’da. Ücret: 32 TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com

Astroloji Dersleri (Temel Seviye 32 Hafta): 08 Şubat Çarşamba saat 20:00 Bostancı, 09 Şubat Perşembe saat 16:00 Etiler – 270 TL/ 4 Hafta

Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası İstanbul: 1o Şubat saat 11.00-17.00- 95,– TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com

Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası Ankara: 18 Şubat saat 11.00-17.00- 95,– TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com

Balık Burcu Yeni Ay Workshop: 21 Şubat Salı saat 20.00 ‘de Astro İstanbul Bostancı’da Ücret: 50 TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com

Ay Taktikleri® ile Ruhsal Şifa Danışmanlığı Eğitimi Modül 1: 24-25-26 Şubat 11.00-18.00 toplam 3 gün (100 TL/Gün) Detaylar için astroistanbul@gmail.com

Seminer, Ders veya Workshopların rezervasyonu için 0216 410 57 58 veya 0533 492 57 47’yi arayarak kayıt yaptırabilirsiniz.

Dolunay Meditasyonu

Bu çalışmayı yapmak için ister bağdaş kurup oturabilir, ister yere uzanabilirsin. Kendine en uygun olan pozisyonu seç Ardından, yavaş ve derin nefes almaya başla (burnundan) Nefes alırken 4’e kadar say, 4’e kadar sayarak nefesini içinde tut. Nefesini verirken (burnundan) 4’e kadar say ve 4’e kadar sayarak nefessiz kal. Yavaş yavaş saymaya özen göster. Nefes aldıkça bedeninin hafiflediğini düşün. Her nefesle daha hafif oluyorsun.
Bu nefes döngüsünü çalışırken bir elin kalbinde, bir elin göbeğinde olsun. Her nefes alışında önce karnındaki, sonra göğsündeki elinin yükseldiğini hisset. Eğer bu oluyorsa doğru nefes alıyorsun demektir.

Şimdi bedeninin usulca yerden havalandığını imgelemeni istiyorum. Aldığın her nefesle birlikte, atmosferin dışına doğru ilerliyorsun. Atmosferin dışına çıktığında, seninle aynı tempoda nefes alan, dünyanın atmosferinin dışında çepeçevre oturan birçok ruh görüyorsun. İki tanesinin arasına otur sende. Herkes, tanıdığın tanımadığın tüm dostlar burada.

Şimdi her nefes alışında kalbinde yoğun yeşil bir ışık oluştuğunu düşün, nefesini tuttuğunda bu ışık daha da yoğunlaşsın.

Nefesini verirken yoğun yeşil enerji kalbinden her yöne yayılarak tüm bedenine, oradan da dışarıya yayılsın. Nefessiz durduğunda ise yayılan tüm ışık güçlensin. Senin ışığın güçlendikçe, diğer dostlarının da ışıkları güçleniyor.

Şimdi tüm dostlarına el ele tutuştuğunuzu düşün. Elele tutuşarak tüm dünyayı bir sevgi yumağı içine aldığınız. Hep birlikte nefes alıp veriyor, her nefeste ışıl ışıl yeşil ışık bedenlere dönüşüyorsunuz. Her nefes verdiğinizde ise o yoğun yeşil ışığı kalbinizden Dünyanın üzerine yansıtıyorsun.

Yaklaşık olarak 15- 20 dakika(istersen daha uzun) bu çalışmayı sürdürmen senin evrensel sevgi ve şifa enerjisi ile bütün olmanı ve tüm dünyanın da bu şifa enerjisiyle yıkanmasını sağlayacaktır.

Çok Şükür!

Sevgiler

Yurda Hal

Dilek ve Niyetlerle ilgili

Posted on Updated on

Şimdi uzun zaman ziyaret etmediğin annenin yanına gittiğini düşün. Seni o kadar çok özlemiştir ki, ne istersen iste, senin için yapmaya hazırdır. Sen de onun yemeklerini özlemiş olabilirsin mesela ve  canın çektiği için annene “şöyle mis gibi börek, karnı yarık, pilav  bir de tatlı yapsan ne güzel olur.” dediğini düşün.

Siparişini verdin… sonra da anneni dibinden ayırmadığını – özledin ya- ona bir türlü mutfağa gidecek fırsatı bırakmadığını düşün . Yanından ayrılsın istemiyorsun… O da senin yanından ayrılmıyor, seni kırmıyor doğal olarak… Sen o yemek siparişini bekle dur… Annen bir türlü gidip yemeği yapamadıktan sonra siparişin bir işe yaramaz. Gelmez…

Ya da senin yanında çalışan bir iş arkadaşından bir ricada bulunduğunu düşün. Ricada bulunduktan hemen sonra ikinizi de meşgul edecek başka bir işi ortaya koy…Birlikte çalışırken, sne onu dibinden ayırmazken, arkadaşın o ricanı yerine getirecek zaman bulamayacaktır.

Dileklerimiz ve niyetlerimizi özgür bırakma konusunu anlamayan arkadaşlar var, sık sık yazıyorlar. Yukarıdaki örneklerde şunu anlatmaya çalışıyorum. Dilek ve niyetlerine yapıştığında onların tezahür süreçlerini bloke etmiş oluyorsun.

Özgür bırak, özgür bırak ki, senin düşüncelerinden uzaklaşsın, senin için senin haberdar olmadığın araştırmaları yapıp, ihtiyacın olan yolları sana açsın.

Bu arada dileklerini her gün düzenli bir şekilde olumlama olarak yazmayı da, annen mutfakta yemekleri pişirirken, burnuna gelen yemek kokularına benzetebilirsin. Varlığının farkındasındır, iştahın açılır ancak işin her ne ise ona devam etmektesin;)

Ayrıca bir de şunu unutmamakta fayda var. Tüm dilek ve niyetlerimizin tezahürü elçiler vasıtasıyla olur, evrenin kimi ya da neyi elçi olarak atadığını bilemeyiz. Bu yüzden, ataleti bırakıp, çalan telefonu açmalı, geç kaldıysan geri aramalısın. Tezahür yolu senin bildiğin yollar olmak zorunda değildir.

Sevgiler

Yurdahal

Aslan Burcu Meditasyonu ve Söyleşisi

Posted on Updated on

Dolunay Meditasyon ve Söyleşisi

07 Şubat 2012 saat 20.00 de Astro İstanbul’da Dolunay Meditasyonu ve söyleşimiz var. Aslan Burcunda gerçekleşecek Dolunay’dayine  (Kristalinizi yanınızda getirin)  kuvars kristallerimizi programlayacağız. Aslan özgüveni, asaleti, büreysel gücü, eril enerjiyi temsil ediyor. Dolunay ise dişiliği, verimliliği, doğurganlığı temsil ediyor. Burada eril ve dişil enerjiyi harmanlamış bir söz konusu.

Kova’daki Yeni Ay’dan büyüyerek Aslan’da Dolun’a gelen Ay, toplum içinde kendimizi bireysel farkındalığımızı artırmak için ihtiyacımız olan enerjiyi bize sunar. Toplumsal yarar için bireysel öne çıkabilme cesaretini verir. Bu Dolunay’daki çalışmamızda bu yönde olacak. Hava elementinde en yukarılara kadar ulaşan Ateş elementinin enerjisini deneyimleyeceğiz.

Ayrıca Dolunay’ın her birimizin üzerinde bıraktığı etkiyi , öne çıkardığı konuları önce genel, sonra burç burç işleyeceğiz.

Meditasyon ve söyleşi için Katılım ücreti: 32,– TL’dir. Yer: Astro İstanbul, Bostancı (adres bilgisi için ltf. mail atınız) Rezervasyon için: astroistanbul@gmail.com veya 0533 492 57 47’den kayıt yaptırabilirsiniz.

Müjde Özdemir Şubat 2012 Astro İstanbul Bostancı ve Bakırköy Programı

Posted on

Reiki 1.Aşama Semineri

19 Şubat Pazar            Astro İstanbul

28 Şubat Salı               Astro İstanbul

02 Şubat Perşembe      Bakırköy

05 Şubat Pazar            Bakırköy

Çember’de Şifa Meditasyon Semineri

06 Şubat Pazartesi       Astro İstanbul

12 Şubat Pazar            Astro İstanbul

11 Şubat Cumartesi     Bakırköy

Çember’de Şifa Meditasyon Uygulama

08 Şubat Çarşamba     Astro İstanbul – 17.00-19.00

15 Şubat Çarşamba     Astro İstanbul  – 17.00-19.00

22 Şubat Çarşamba     Astro İstanbul – 17.00-19.00

18 Şubat Cumartesi     Bakırköy

Bilinçaltı Terapisi

08 Şubat Çarşamba     Astro İstanbul – 10.30-12.30

15 Şubat Çarşamba     Astro İstanbul  – 10.30-12.30

22 Şubat Çarşamba     Astro İstanbul – 10.30-12.30

04 Şubat Cumartesi     Bakırköy          – 10.00-12.00  /  12.00-14.00

05 Şubat Pazar            Bakırköy          – 17.00-19.00

09 Şubat Perşembe      Bakırköy          – 10.00-12.00  /  12.00-14.00 /  17.00-19.00

16 Şubat Perşembe      Bakırköy          – 10.00-12.00  /  12.00-14.00 /  17.00-19.00

18 Şubat Cumartesi     Bakırköy          – 10.00-12.00  /  12.00-14.00

23 Şubat Perşembe      Bakırköy          – 10.00-12.00  /  12.00-14.00 /  17.00-19.00

Kayıt için astroistanbul@gmail.com veya 0533 492 57 47

Sevgiler

Yurda Hal

 

NEPTÜN BALIK BURCUNDA VE BİRAZ DAHA FAZLASI

Posted on Updated on

NEPTÜN BALIK BURCUNDA VE BİRAZ DAHA FAZLASI

Astrolojinin ağır ilerleyen gezegenleri Zodyak’ta Burç değiştirdiğinde, dönemsel vurgular da değişirler. Her gezegenin yörüngesinin oluşturduğu çemberi farklı bir Hal (katman) olarak düşünürsek, bir gezegen burç değiştirdiğinde ona ait olan Hal de farklılaşır.

Gezegenlerin hızlarına göre, en ağır hareket eden gezegenin Hal Katmanı en altta( bize en uzakta), en hızlı seyreden gezegenin Hal katmanı en üstte (bize en yakında) olacaktır (Güneş ve Ay da astrolojide gezegen olarak adlandırılırlar. Ayrıca Gök cisimlerinin turunu Güneş’in etrafında değil, Dünya’dan baktığımızda izledikleri tur olarak dikkate alınmaktadır).

Bu durumda bize en uzak olan ve en uzun dönem Hal’i belirleyen gezegen Plüton’dur. Ardından ikinci en uzak gezegen Neptün, sonra sırasıyla Uranüs, Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs, Merkür, Güneş (Venüs, Merkür, Güneş bir arada alınmalıdır çünkü Venüs ve Merkür Dünya ile Güneş arasında kaldığı için Güneş’le birlikte hareket eder gibi algılanırlar ve Güneş’ten astrolojik olarak fazla uzaklaşamazlar)ve Ay bu Halleri belirlerler.

Sadece 28 gün gibi kısa süreli  turu olan Ay, astrolojik olarak bize en yakın gezegendir. Onun hâli bize en çabuk ulaşan, en çabuk etkisini gösteren, ancak bir o kadar da çabuk etkisini kaybeden hâldir. Plüton, Neptün ve Uranüs’ü yaşadığımız Yerküre (toprak-su-atmosfer) gibi düşünürsek, Satürn evin temeli, Jüpiter evin yapısı, Mars, su ve kanal sistemi, Venüs Mobilyaları, Güneş Pencere ve kapıları, Ay ise o evin tüm kapılarının anahtarıdır.

Plüton, Neptün ve Uranüs’ten oluşan zeminimiz tüm zamanları da (geçmiş-an-gelecek) içinde taşıyan özelliktedir. Onların bize sunduğu uzun dönem etkili olan hâlleri çok önemli katmanlar oluşturmaktadırlar.

Burada Yeraltı Tanrısı, Su Tanrısı ve Gök Tanrısı, vurguladıkları etkileri ile yaşamak için uygun koşulları belirlerler. Bu üç ayrı Gezegen bazen uyum içinde olur, bazen kriz halinde olurlar. Bazen ikisi işbirliği yaparken, diğeri bu ikisine zorluklar çıkarmaktadır. Ayrıca bu üç gezegenin (Diğer tüm gezegenler için de aynısı geçerlidir)yöneticisi oldukları burçlar vardır. Plüton Akrep’te, Neptün Balık’ta ve Uranüs Kova’da yöneticidir. Gezegenler yönetici oldukları burçlarda kendilerini evde hissederler, kontrol onların elindedir. Bu da onları güçlü yapar. Her gezegenin kendi katmanında böyle bir alan mevcuttur ve bir gezegen yönettiği bir alanda bulunduğunda, etkisi olabilecek en güçlü Hal’dir.

Gelelim yine Plüton-Neptün- Uranüs’e. Bu üç gezegenin her katmanının hâli öyle bir güce sahiptir ki, bizlerin tekâmülüne göre tezahür eder, tekâmül derecesine göre etkilerini ortaya koyar.

Soy olarak baktığımızda bu üç gezegenin etkisi bize, içinde bulunduğumuz zamandan değil, henüz dünyaya gelmediğimiz, kimi ana babalarımızın, kimi ise onların büyüklerinin bile dünyaya gelmediği zamanın enerjisini taşırlar. Spiritüel boyutta baktığımızda ise, Dünya’nın ruhsal tekâmülü için gerekli Hal’leri ortaya koyarlar. Bulundukları konumla Dünya’nın ruhsal tekâmülü için ihtiyacımız olan enerjileri açığa çıkarırlar. Bulundukları yere açı ya da kavuşum yapan daha hızlı gezegenler onların enerjilerini açığa çıkaran etkileri tetiklerler.

Toplumsal, evrensel, ruhsal gelişimde, hem birey, hem de toplum (Dünya) çok önemlidir. Bu yüzden her gezegen hem bireysel, hem de toplumsal zeminleri oluştururlar.

Bireysel olarak bakarsak, her ne kadar Öz’de Pozitif-Negatif diye bir katman olmasa da, anlatmak istediklerimi iyice ortaya koyabilmek için pozitif ve negatif kavramlarını ortaya koymam gerekecektir. Eğer yaşamımızda negatif ağırlıkta bir yaşam tarzı içindeysek, mesela hırs, bencillik, bedenine, ruhuna ve çevresine gerekli özeni göstermeyen, başkalarını hiç düşünmeyen, kıskançlıklarla dolu bir yaşam sürüyorsak bu üç gezegen bize ödül getirmeyecektir. Bizim seviyemize göre ortaya çıkan bir etki söz konusudur burada. Ne kadar Kâmil İnsan’a yaklaşırsak, Plüton- Neptün ve Uranüs’ün o kadar yararını görürüz hayatımızda, ne kadar Kâmil İnsan’dan uzaklaşırsak o kadar zararını görürüz her üçünün de.  Kısacası Haritamızda bu üç gezegenin yerleştiği yerlerin, transit gezegenlerden aldıkları etkilerle tetikledikleri olaylara bakarak aslında Spiritüel konumumuzu belirlemek çok da zor olmayacaktır. Hatta yaşadığınız olayın yıkıcı etkisinin şiddetine göre skalanın içine bile oturtabilirsiniz durumunuzu.

Siz geliştikçe bu gezegenlerin etkileri bizlerin ruhsal gelişimini hızlandıran bir yapıya dönüşürler. Daha doğrusu, gezegen etkileri hep hayra hizmet ederler, ancak bizim bakış açımız algımız değişir, yaşadıklarımızı yorumlamamız değişir. Yorum ve algı farkı değişince, bizim üzerimizdeki etkisi de güçlü, dönüştürücü ve kalıcı olacaktır.

Bununla beraber unutulmaması gereken çok önemli bir konu:  Her An, bir tepe noktasıdır. Bu tepe noktasına ulaşmak için geçmişte harekete geçilmiş bir başlangıç noktası vardır. Bu durumda her an aynı zamanda bir çok olayın başlangıcı, gelişmesi, tepesi ve inişi ve sonlanmasıdır.

Benim için gündemde olan bir dönemin nerelerden geldiğini anlamak için öncelikle en uzak katmanın nereden yola çıktığını bilmem gerekir. Bunun için değiştiren, dönüştüren, öldüren ve yeniden doğduran Plüton’un Yengeç burcunda olduğu zamana bakmak gerekir. buradan anlarım ki Plüton aracılığı ile yaşanan değişim dönüşüm aslında birinci Dünya Savaşı zamanı başlamıştır.  Dolayısıyla Plüton vatan, yuva, ev, aile kavramlarını yerle bir etmiş, temelde gerek duyulan güven duygusunu aile ve birlik kavramının önemini değiştirmiştir.

İkinci katman olan Neptün’ün geldiği başlangıç noktasına baktığımızda Neptün Başak Dönemine bakmalıyız. Bu dönem özellikle sinemanın (Hayal Dünyası) günlük hayata yayılması, mesela ilk araba ile girilen sinemanın kurulması, ilk düzenli televizyon programının dervreye girmesi önemlidir. Hayal dünyasının gündelik hayattan koparmasının başladığı dönem. Ayrıca Neptün Başak burcundayken en zayıf konumdadır ve duygulardan yoksundur. Hunharca katletmekten kaçınmayan bir enerji, gerçekleri göstermeyen bir ruh hali ile ortaya çıkan 2. Dünya savaşı da bu döneme denk düşmektedir.   

Üçüncü katman olan Uranüs ise bu döneme Uranüs Terazi’den gelmektedir. ’68 ruhunun ikili ilişkilere getirdiği özgürlük, hukuksal anlamdaki özgürlükleri temelinde bulundurmaktadır.  Vietnam savaşının da bir bölümünü bu dönemin içinde olduğunu unutmamak gerekir. Kıbrıs Harekatının başlangıcı da buraya denk gelmektedir.

Birinci Dünya savaşından itibaren dünya üzerinde yaşanan savaşların haddi hesabı kalmamıştır aslında. En büyük bombalar icat edilmiş en büyük toplu ölümler gerçekleşmiştir.

Bu şekilde bakıldığında, Neptün Balık burcuna girerken, İnsanlık kendi geçmişine dönüp baktığında net olarak hatırladığı son üç büyük savaşın ve diğer tüm savaş ve katliamların neticesinde af dileme zamanındadır. 2025’e kadar Merhametle değişecek dönüşeceğiz belli ki.  1914’te Plüton Yengeç burcuna girdiğinde başlayan bu kanlı sürecin farkına varıp, tekamülümüz için ihtiyacımız olan vicdani sorumlulukları  yerine getirme zamanı başlıyor. Neptün Balık Yaraları sarma imkanı veriyor.

Tüm dünya insanları olarak geçmişe ait sorumluluklarımızn bilincinde olup helalleşme zorunluluğu getiriyor.

Lafı fazla uzatmadan gelelim bu üç gezegenin bize ne anlatmaya çalıştığına.

Öncelikle en ağır ilerleyen Plüton’la başlayalım. Plüton en alttaki katman. En alttan, en uzaktan etki eden ve etkisini üzerine yerleşen diğer gezegen katmanlarının her birinden geçirerek Dünyamıza ulaştıran Katman. Plüton 2008 yılından bu yana Oğlak burcunda ve 2023 yılına kadar da orada kalacak. Plüton dönüştürücü bir etkiye sahiptir. Ölmeden önce ölmeyi anlatabildiği gibi, dünya üzerindeki ölüm, toprağa karışma ve yeniden topraktan yaşama dönüşme (ya da yaşama hizmet etme) ile doğrudan bağlantılıdır. Plüton en minimal alana yerleştirilmiş maksimal enerjidir aynı zamanda, nükleer güçtür. Bulunduğu yeri eskisi ile alakası olmayan hale getirir. Oğlak burcu ise iktidar, mevkii, yönetim, kariyer, iş, saygınlık, gelenek, kültürel miras, toplumsal imaj, yıllanmışlık, süregelen koşullar ile alakalıdır. Saygınlığın ve paranın kazanıldığı yollarla bağlantılıdır.

2008 yılında Plüton Oğlak burcuna girdiğinde tüm dünya üzerinde Oğlak burcunun temsil ettiği alanlarda teker teker gücünü ortaya koyarak değişimleri ortay koymaya başladı. En güvenilir, Dünya üzerinde uzun dönemlerden beri yönetim gücüne sahip ülkelerin teker teker çuvalladığını görürken, birçok ülkede uzun zamandır süren yönetimi ellerinden bırakmayan liderler yok olmaya başladırlar. Dünya üzerinde geçerli iktidar, yönetici imajı değişmeye başladı.

Enerji alanında hızla yok ettiğimiz yer altı kaynaklarını (ki bunlar artık süregelen bilindik bir hal almıştı) tüketmeye başladık ve alternatif yöntemler geliştirmeye, yenilenebilir enerjiye yöneliyoruz (bu konuda gerçek gelişmeyi sanıyorum Plüton 2023 yılında Kova burcuna geçtiğinde yaşayacağız).

Mesleki anlamda kariyer ve statü kavramları da şekil değiştirdi. Meslekler değişti, bazı meslekler ortadan kalkarken, yerine yenileri gelmeye başladı. Plüton, Oğlak burcuna girdiğinden bu yana yeni bazı meslek alanlarını ortaya çıkarmaya başladı (hobiler mesleğe dönüştü, alternatif olarak kabul edilen konular gerçekten de meslek haline geldiler) ve bu meslekler geleceğin geleneksel mesleklerini şekillendiren yapıya sahip olacaklar gibi. Açıkçası 2008-2023 arasında türeyen artan iz bırakan meslekler uzun süre dünyanın önemli meslekleri haline gelecekler gibi.

Ruhsal anlamda baktığımızda, bildiğimiz düzenin, sistemin, inanç yapısının değişiyor olduğu bir gerçek. Geleneksel olan dönüşmekte ve belli ki bu dönüşüm artık Neptün’den de yardım almaya başlayacak ve 2023(Plüton Kova’ya geçiyor-2025 Neptün Koç’a geçiyor) arası belirli bir iz bırakacak gibi. Herhalde öncesi ve sonrası dedirtecek etkiler ortaya çıkacak burada.

Plüton’dan sonra devreye giren Hal (katman) Neptün’dür ve Neptün 1998’den bu yana Kova burcundaydı. Neptün dağılma, yayılma, çözülme enerjisidir. Suyun buhar haline benzetebiliriz onu, sis gibi her yerden içeri sızabilir, yayılabilir. Hayal âlemi ile rüyalarla, sezgilerle, ruhsallıkla, dibine kadar spiritüellikle, müzikle, şiirle alakalıdır. Ruhsallığın ve inancın kendini verircesine yaşandığı durumdur. Neptün’ün etkisinin yoğun olduğu alanlarla dünyaya sis perdesinin arkasından bakıyor gibi oluruz. Serap görmek gibidir bazen, gerçekle alakası olmaz, ancak ihtiyacımız olan deneyimi bize yaşatır.

Bana göre 1998 yılında Kova burcuna giren Neptün ile birlikte insanlar Spiritüel konularla ilgili önemli bir adım attılar. Kova’nın entelektüel, paylaşımcı, olumlu ve geleceği şekillendirme arzusuyla dolu enerjisi ile birleşen Neptün, hiçbir zaman olmadığı kadar çok ruhsal kitapların yazılmasına, bu bilgilerin paylaşılmasına sebep oldu. Düşünce gücü hiç olmadığı kadar önemli bir hale geldi. Neptün’ün spiritüelliği Kova’nın Satürn disiplinini ve Uranüs aykırılığını aldı ve birçok yöntem, birçok çalışma, hayatlarımıza aynen buhar gibi girdi. Gelişmemiz daha çok entelektüel düzeyde oldu. Çok okuduk, çok araştırdık, sınır tanımadık, gizli denilen bilgileri açığa çıkarttık. Kova’daki Neptün ile Oğlak’taki Plüton’un enerjisi birleşince doğal olarak ortada artık sır kalamazdı. Localara, tarikatlara ait bilgiler artık herkese ait olmalı ilkesi ile tüm bilgiler ortalıkta dolanmaya başladı. Böyle bir dönemde adı “secret-sır” olan bir kişisel gelişim kitabının satış rekorları kırması çok normal. Ayrıca yine Neptün Kova burcu enerjisi, Spiritüel olarak var olduğu kabul edilen ancak bilimsel olarak kabul görmeyen birçok konuyu da birbirine bağladı. Gerek gerçekten de bilimsel olarak ortaya konular, gerekse ismini bilimsellikten alan ruhsal çalışmalar bolca ortaya çıkmaya başladılar.

Plüton Oğlak’ta seyrine devam ederek köklerden gelen yaşam kodlarımızı 2023’e kadar alt üst etmeye devam ederken, 03 Şubat 2012 günü Neptün Balık Burcuna geçiyor. Neptün Balık burcunun Yönetici gezegeni, bu yüzden 2025 yılına kadar güçlü bir Neptün deneyimleyeceğiz. Bu dönemi nedense küçücük akvaryumdan, uçuşuz bucaksız okyanusa terfi eden Balığın özgürlüğüne benzetmek istiyorum. Neptün Balık farkında olmadığımız yeni duyularımızla tanışmamızı sağlayacağı gibi, ruhsal anlamda çok hızla yol aldıracak. Bu dönemde sanatsal ruhun, farklı bir boyuta taşındığını, şiirin ve bestenin, romantizmin ön plana yerleştiğini göreceğiz. Zaman zaman şarap şişesinin içine, zaman zaman zemzem suyunun içine düşebiliriz bu yolculuğumuzda.

İnanç, ruhsallık, tefekkür hali, sezgilerin gücü, hayal ve yaratıcılığın gücü, aynı zamanda boş vermişlik Balık burcuna aittir. Balık burcunun kendini akışa bırakan bir enerjisi vardır. O, tüm burçların deneyimlerini yaşamış gibidir. Onda biraz boş vermişlik vardır, bu yüzden kendini feda etmeye de hazırdır. Bu ruh hali aslında onu üretken yapar. Neptün’le bir araya gelen bu etki. Hepimize farklı deneyim kapıları açacak belli ki. Neptün ve Balık burcu birleşince, geçmiş-an-gelecek ekolarının kayıtlı olduğu akaşik kayıtlara ulaşmak daha kolay olacak hissindeyim. Yaratıcılığın hayal dünyası ile birleşerek birçok yeniliği hayata çekebilme enerjisi söz konusu. Belki de bu dönem bir türlü çözülemeyen uyku ve rüya gizemini de anlamamıza yardımcı olur. Mesela bir süredir gündemde olan Meleklerle bağlantı kurmak, Melek enerjilerinin farkına varmak, Bu döneme hazırlık etkileri idi.

İlham perileri ile iç içe olacağız bundan sonra. Muhakkak ki sanatsal alanda önemli değişimler ortaya çıkacak. Öncelikle müzik ve şiir olmak üzere tüm sanat dallarında belirgin bir değişim söz konusu olacaktır.

Ancak tüm bu güzel etkileri kullanabilmek için çalışmak gerek. Daha fazla uyku, daha fazla rüya, daha fazla hayal âlemine dalma, gerçeklerden uzaklaştırıp üretkenliği engelleyebilir. Bu uyurgezer hal, Plüton Oğlak’la alt üst olan gerçeklik anlayışının ağırlığını tam kavrayamamamıza sebep olabilir. Neredeyse uzun bir uyku dönemi içinde olabileceğimizi (sis perdesi )bile söyleyebilirim ve uyandığımızda her şey değişmiş olacak.

Ayrıca Neptün’ün yaydığı etki ile aldanma ve aldatma, gerçekleri görememe, daha doğrusu gerçekleri gözden kaçırma, bizleri epey zorlayabilir.

Neptün’ün iyi etkilerini kullanıp, işe yarar hale getirmek için bir sonra ki katman olan Uranüs’ten Yardım alabiliriz. Koç burcunda seyreden Uranüs sayesinde aldığımız ilhamları hızla işe yarar hale dönüştürme etkimiz var. Belli ki bu iki etkinin birleşimi (Neptün Balık- Uranüs Koç) Dünya üzerinde bir çok buluşun bilimsel ilerlemenin, metafizik ve fizik kavramlarının ayırt edici sınırının ortadan kalkmasını sağlayacaktır.  2019’da Uranüs Boğa burcuna geçene kadar bu enerjiyi kullanabiliriz. Ancak Uranüs Boğa’ya geçtikten sonra (2019) Neptün’ün de Balık burcunda olması ile birlikte derin bir rehavet ve dinginlik ve huzur halini üzerimize örtecek.

En alt katman gelenekleri yıkarken (Plüton), bir sonra ki katman ilahi alandan destek alıyor (Neptün) ve sonraki katman bu desteği hissedip eyleme geçiyor (Uranüs).

Peki, şimdi ne yapmalıyız?

Şöyle bir hayatımızı gözden geçirelim

Katman 1 Plüton:

–          Yıllardır beni neler rahatsız ediyor

–          Toplumun dayattığı, ancak benim taşımak istemediğim yükler nedir?

–          Genetik soyumdan beraberimde getirdiğim, ancak artık özgür bırakmam gereken ne var?

–          Sırf böylesi doğru diye, mutsuz olmama rağmen sürdürdüğüm koşullar hangileridir?

–          Bugüne kadar Dünya’ya ve kendime zarar verdiğini bile bile düzenli yaptığım şeyler nelerdir?

Sonra Yaradan’dan destek alarak inancımızı güçlendirelim

Katman 2 Neptün:

–          İnanma halinden bilme haline geçelim.

–          Sezgilerimize güvenelim

–          Hayatımızı yönlendiren gizli mesajları okumayı öğrenelim

–          Ruhsallığı teorik boyuttan, pratik boyuta taşıyalım.

–          Kendimize en uygun ibadet şeklini bulalım ve uygulayalım

–          Katman 1 deki şartları değiştirmek için gerekli bilme haline ulaşalım.

Son olarak Eyleme geçelim

Katman 3 Uranüs:

–          Bugüne kadar hiç izlemediğin bir çözüm yolunu hayatına katalım.

–          Radikal kararlar almaya cesaret edelim

–          Katman 1’deki şartları Katman 2’deki gücümüzle birleştirip cesaretle eyleme geçelim

–          Değiştirelim

–          Yenilenelim

Sevgiler

Yurda Hal 02.02.2012 saat 02.22

Not: Bu yazının tüm hakları Yurda Hal’e aittir. İzin almadan, ne tamamı ne de bir bölümü internette, yazılı, sözlü, görsel basında kullanılamaz.

Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası – Workshop İstanbul

Posted on Updated on

-Dileklerimi nasıl gerçeğe dönüştürebilirim?

– Dileklerim gerçekleştiğinde mutlu olur muyum?

– Aşkı, bolluğu, bereketi hayatıma nasıl çekebilirim?

-Kendimi Evrenle uyum içinde hissetmek için ne yapmalıyım?

-Doğru zamanda doğru dileklerde bulunmanın dayanılmaz hafifliği

– Bir yıllık Yeni Ay dilek  zamanları ve bu zamanlara uygun dilekler

tüm bunların hepsi aşağıdaki İstanbul Astro İstanbul Seminerimde:

10 Şubat 2012 saat 11.00-17.00 arası (Bostancı Astro İStanbul’da)

Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası –  Workshop 2012

Hani bazen içten, yürekten, üzerinde hiç düşünmeden isteriz ve gerçekleşir ya… Uzun zamandan beri bu gibi mucizevî durumların nasıl gerçekleştiği üzerinde kafa patlatıp duruyordum. Mucizevî diyorum, çünkü artık neredeyse her birimiz “istediğimize sahip olma Sanatı”na ait kitaplardan en az birine sahip. Bu kitaplara sahip olanlara, daha doğrusu sahip olup, okuyup deneyenlere soruyorum; başarı oranınız ne? Kaç büyük isteğiniz gerçekleşti? Peki ya gerçekleşen küçük istekleriniz? Yanıtlar değişken olacaktır.
Ben uzun yıllar önce çekim yasası ile tanışmış, hatta başarılı uygulayıcılarından biriyim. Buna rağmen gerçekleşen isteklerimin yanı sıra birçok isteğim gerçekleşmiyordu. Gerçekleşmeyen her dileğin ardından kendimi sorgulardım.
– Yürekten istiyor muyum?
– İsteğime fazla mı bağımlıyım?
– Diledikten sonra serbest bırakamıyor muyum?
– Dileğim ben de endişe mi uyandırıyor?
– Buna sahip olmayı hak ediyor muyum?
– V.s.
Bu soruların kimine evet, kimine hayır cevabı verdikten sonra…
Okuduğum tüm kaynak kitaplardan öğrendiğim üzere, en az bir şeyi yanlış yaptığımı gördüğüm olurdu.
Mesela “Dileğim ben de endişe uyandırıyor mu?” sorusuna “Evet” cevabı verdiysem, “Yürekten istiyor muyum?” sorusunu tekrar gözden geçirmeye başlardım. Fazlaca bu sorunun üzerinde durduğumda ise, isteyip istemediğimden emin olamazdım.
Buyurun!
Kaynak kitapların öğrettiği üzere, isteğimin ya da dileğimin gerçekleşmesinin önünde kocaman engel olarak duran iki kural…
Fakat yukarıda yazdığım gibi, aslında ben çekim yasasının başarılı uygulayıcılarındanım. Bu yüzden gerçekleşmiş dileğimin sayısı, gerçekleşmemiş dileklerimden daha fazla!
Neyse; ben de “Gerçekleşen dileklerim ile gerçekleşmeyen (henüz) dileklerimin farkı ne olabilir ki?” diye düşünmeye başladım. İtiraf edeyim hiçbir fark bulamadım. Her iki tarafta da benim gözümde birbirine eşdeğer önemde istekler vardı. Bu durum ihmal edilecek bir konu değildi ve ben de üzerine gitmeye karar verdim.
Yıllardır isteklerimi yazdığım ajandalarımı çıkardım. İsteklerimi nasıl formüle ettiğimi inceledim, aralarındaki farkın ne olduğunu görmeye çalıştım… Hiçbir şey bulamadım, neredeyse hemen hepsinde benzer yöntemler kullanmış, her bir isteğimi doğru yazmıştım. Ve…
Hayatın günlük akışı içinde bu “gerçekleşmemiş istekler” konusu bir süreliğine kendiliğinden rafa kalktı. Epeyce bir zaman geçtikten sonra yeniden bir istekte bulunmam gerekti ve ajandamı çıkardım. İsteğim ile ilgili olumlamamı yazmaya başlamadan önce, her zamanki gibi, başlangıç tarihini ve saatini yazdım… Ve o an içim kıpır kıpır olmaya başladı, galiba aradığım cevabı bulmuştum. Yıllardır astroloji ile ilgileniyorum ve biliyorum ki
astrolojide zamanın ne kadar önemli olduğunu, her anın değişik enerjiler taşıdığını öğrenir insan.
Fark ettim ki “Gerçekleşmeyen İstekler” imin çözümü burnumun dibindeymiş, ben ise onu bulmak için Kaf Dağı’nın zorlu yollarında ilerlemeye çalışıyormuşum. Hemen eski ajandalarımı çıkarıp dileklerimin tarihlerini bir de bu açıdan incelemeye başladım… Gerçekten de, sonuca ulaşan isteklerimi ajandama yazmaya başladığım tarihlerin her biri, astrolojik olarak doğru zamanı gösteriyordu, hem de astrolojinin en basit sistemi ile. O andan itibaren yeniden istekte bulunacağım zamanlarda hep bu basit sistemi dikkate aldım ve isteklerimi evrene doğru zamanda yolladım. İsteğimin rezonansının onunla aynı olduğu anları yakaladım.
İstekte bulunduğum “An” ile isteğim bir bütün olduğunda, benim de isteğimin gerçekleşeceğine olan inancımın tam olduğunu, endişelerimin uçuşup yok olduğunu gördüm. Doğru zamanda, doğru şeyi istediğimde, çekim yasası benimle daha bir işbirliği içinde oluyordu… Artık yıllardır uyguladığım bu yeni sistem zaman geçtikçe gelişti, şekillendi belirli bir şablonunun içine oturdu ve daha da gelişmeye devam ediyor. Bu yüzden ” Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası” workshop’larımın her birinin birebir aynı olmasını garanti edemem.
Ben geliştikçe, workshop’un içeriği de benimle birlikte gelişecektir.
Workshop hakkında:
– Bir yıllık Yeni Ay takvimi ile birlikte her Yeni Ay’a uygun dilek ve niyetlerin dökümünü alacaksınız.
– Ay Fazlarını anlayacak, kavrayacak ve Dilek /Niyet dönemlerinizi doğru belirlemek için kullanacaksınız.
– Dilek ve niyetlerde sık yapılan hataların neler olduğunu ve nasıl düzeltilebileceğini öğreneceksiniz.
-Hem doğru zamanda doğru isteklerde bulunmayı öğrenebileceğiniz gibi, hem de doğru zamanda doğru işe başlamayı da öğreneceksiniz.
– Dileklerinizin gerçekleşmesi ve yeni başladığınız projelerinizin pürüzsüz ve istediğiniz gibi gelişmesi için, yine burçlara ve elementlere uygun destekleyici yöntemlerle tanışacaksınız.
– Dilek ve projelerinizin kriz dönemlerini ve bu kriz dönemlerinde onlara nasıl yön verebileceğinizi göreceksiniz.
Ancak bunun uygulanabilmesi için, başvuruların önceden yapılması ve doğum bilgilerinin (Doğum tarihi [gün-ay-yıl], doğum saati ve Doğum yeri) önceden verilmesi gerekmektedir.
Workshop’u sunan: Yurda Hal 
Workshop tarihi: 10 Şubat 2012 
Workshop saati: 11:00 – 13:00 birinci yarı 14:00 – 17:00 İkinci yarı
Workshop ücreti: 95,– TL
Sevgiler
Yurda Hal