Değişim
Müjde Özdemir Şubat 2012 Astro İstanbul Bostancı ve Bakırköy Programı
Reiki 1.Aşama Semineri
19 Şubat Pazar Astro İstanbul
28 Şubat Salı Astro İstanbul
02 Şubat Perşembe Bakırköy
05 Şubat Pazar Bakırköy
Çember’de Şifa Meditasyon Semineri
06 Şubat Pazartesi Astro İstanbul
12 Şubat Pazar Astro İstanbul
11 Şubat Cumartesi Bakırköy
Çember’de Şifa Meditasyon Uygulama
08 Şubat Çarşamba Astro İstanbul – 17.00-19.00
15 Şubat Çarşamba Astro İstanbul – 17.00-19.00
22 Şubat Çarşamba Astro İstanbul – 17.00-19.00
18 Şubat Cumartesi Bakırköy
Bilinçaltı Terapisi
08 Şubat Çarşamba Astro İstanbul – 10.30-12.30
15 Şubat Çarşamba Astro İstanbul – 10.30-12.30
22 Şubat Çarşamba Astro İstanbul – 10.30-12.30
04 Şubat Cumartesi Bakırköy – 10.00-12.00 / 12.00-14.00
05 Şubat Pazar Bakırköy – 17.00-19.00
09 Şubat Perşembe Bakırköy – 10.00-12.00 / 12.00-14.00 / 17.00-19.00
16 Şubat Perşembe Bakırköy – 10.00-12.00 / 12.00-14.00 / 17.00-19.00
18 Şubat Cumartesi Bakırköy – 10.00-12.00 / 12.00-14.00
23 Şubat Perşembe Bakırköy – 10.00-12.00 / 12.00-14.00 / 17.00-19.00
Kayıt için astroistanbul@gmail.com veya 0533 492 57 47
Sevgiler
Yurda Hal
NEPTÜN BALIK BURCUNDA VE BİRAZ DAHA FAZLASI
NEPTÜN BALIK BURCUNDA VE BİRAZ DAHA FAZLASI
Astrolojinin ağır ilerleyen gezegenleri Zodyak’ta Burç değiştirdiğinde, dönemsel vurgular da değişirler. Her gezegenin yörüngesinin oluşturduğu çemberi farklı bir Hal (katman) olarak düşünürsek, bir gezegen burç değiştirdiğinde ona ait olan Hal de farklılaşır.
Gezegenlerin hızlarına göre, en ağır hareket eden gezegenin Hal Katmanı en altta( bize en uzakta), en hızlı seyreden gezegenin Hal katmanı en üstte (bize en yakında) olacaktır (Güneş ve Ay da astrolojide gezegen olarak adlandırılırlar. Ayrıca Gök cisimlerinin turunu Güneş’in etrafında değil, Dünya’dan baktığımızda izledikleri tur olarak dikkate alınmaktadır).
Bu durumda bize en uzak olan ve en uzun dönem Hal’i belirleyen gezegen Plüton’dur. Ardından ikinci en uzak gezegen Neptün, sonra sırasıyla Uranüs, Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs, Merkür, Güneş (Venüs, Merkür, Güneş bir arada alınmalıdır çünkü Venüs ve Merkür Dünya ile Güneş arasında kaldığı için Güneş’le birlikte hareket eder gibi algılanırlar ve Güneş’ten astrolojik olarak fazla uzaklaşamazlar)ve Ay bu Halleri belirlerler.
Sadece 28 gün gibi kısa süreli turu olan Ay, astrolojik olarak bize en yakın gezegendir. Onun hâli bize en çabuk ulaşan, en çabuk etkisini gösteren, ancak bir o kadar da çabuk etkisini kaybeden hâldir. Plüton, Neptün ve Uranüs’ü yaşadığımız Yerküre (toprak-su-atmosfer) gibi düşünürsek, Satürn evin temeli, Jüpiter evin yapısı, Mars, su ve kanal sistemi, Venüs Mobilyaları, Güneş Pencere ve kapıları, Ay ise o evin tüm kapılarının anahtarıdır.
Plüton, Neptün ve Uranüs’ten oluşan zeminimiz tüm zamanları da (geçmiş-an-gelecek) içinde taşıyan özelliktedir. Onların bize sunduğu uzun dönem etkili olan hâlleri çok önemli katmanlar oluşturmaktadırlar.
Burada Yeraltı Tanrısı, Su Tanrısı ve Gök Tanrısı, vurguladıkları etkileri ile yaşamak için uygun koşulları belirlerler. Bu üç ayrı Gezegen bazen uyum içinde olur, bazen kriz halinde olurlar. Bazen ikisi işbirliği yaparken, diğeri bu ikisine zorluklar çıkarmaktadır. Ayrıca bu üç gezegenin (Diğer tüm gezegenler için de aynısı geçerlidir)yöneticisi oldukları burçlar vardır. Plüton Akrep’te, Neptün Balık’ta ve Uranüs Kova’da yöneticidir. Gezegenler yönetici oldukları burçlarda kendilerini evde hissederler, kontrol onların elindedir. Bu da onları güçlü yapar. Her gezegenin kendi katmanında böyle bir alan mevcuttur ve bir gezegen yönettiği bir alanda bulunduğunda, etkisi olabilecek en güçlü Hal’dir.
Gelelim yine Plüton-Neptün- Uranüs’e. Bu üç gezegenin her katmanının hâli öyle bir güce sahiptir ki, bizlerin tekâmülüne göre tezahür eder, tekâmül derecesine göre etkilerini ortaya koyar.
Soy olarak baktığımızda bu üç gezegenin etkisi bize, içinde bulunduğumuz zamandan değil, henüz dünyaya gelmediğimiz, kimi ana babalarımızın, kimi ise onların büyüklerinin bile dünyaya gelmediği zamanın enerjisini taşırlar. Spiritüel boyutta baktığımızda ise, Dünya’nın ruhsal tekâmülü için gerekli Hal’leri ortaya koyarlar. Bulundukları konumla Dünya’nın ruhsal tekâmülü için ihtiyacımız olan enerjileri açığa çıkarırlar. Bulundukları yere açı ya da kavuşum yapan daha hızlı gezegenler onların enerjilerini açığa çıkaran etkileri tetiklerler.
Toplumsal, evrensel, ruhsal gelişimde, hem birey, hem de toplum (Dünya) çok önemlidir. Bu yüzden her gezegen hem bireysel, hem de toplumsal zeminleri oluştururlar.
Bireysel olarak bakarsak, her ne kadar Öz’de Pozitif-Negatif diye bir katman olmasa da, anlatmak istediklerimi iyice ortaya koyabilmek için pozitif ve negatif kavramlarını ortaya koymam gerekecektir. Eğer yaşamımızda negatif ağırlıkta bir yaşam tarzı içindeysek, mesela hırs, bencillik, bedenine, ruhuna ve çevresine gerekli özeni göstermeyen, başkalarını hiç düşünmeyen, kıskançlıklarla dolu bir yaşam sürüyorsak bu üç gezegen bize ödül getirmeyecektir. Bizim seviyemize göre ortaya çıkan bir etki söz konusudur burada. Ne kadar Kâmil İnsan’a yaklaşırsak, Plüton- Neptün ve Uranüs’ün o kadar yararını görürüz hayatımızda, ne kadar Kâmil İnsan’dan uzaklaşırsak o kadar zararını görürüz her üçünün de. Kısacası Haritamızda bu üç gezegenin yerleştiği yerlerin, transit gezegenlerden aldıkları etkilerle tetikledikleri olaylara bakarak aslında Spiritüel konumumuzu belirlemek çok da zor olmayacaktır. Hatta yaşadığınız olayın yıkıcı etkisinin şiddetine göre skalanın içine bile oturtabilirsiniz durumunuzu.
Siz geliştikçe bu gezegenlerin etkileri bizlerin ruhsal gelişimini hızlandıran bir yapıya dönüşürler. Daha doğrusu, gezegen etkileri hep hayra hizmet ederler, ancak bizim bakış açımız algımız değişir, yaşadıklarımızı yorumlamamız değişir. Yorum ve algı farkı değişince, bizim üzerimizdeki etkisi de güçlü, dönüştürücü ve kalıcı olacaktır.
Bununla beraber unutulmaması gereken çok önemli bir konu: Her An, bir tepe noktasıdır. Bu tepe noktasına ulaşmak için geçmişte harekete geçilmiş bir başlangıç noktası vardır. Bu durumda her an aynı zamanda bir çok olayın başlangıcı, gelişmesi, tepesi ve inişi ve sonlanmasıdır.
Benim için gündemde olan bir dönemin nerelerden geldiğini anlamak için öncelikle en uzak katmanın nereden yola çıktığını bilmem gerekir. Bunun için değiştiren, dönüştüren, öldüren ve yeniden doğduran Plüton’un Yengeç burcunda olduğu zamana bakmak gerekir. buradan anlarım ki Plüton aracılığı ile yaşanan değişim dönüşüm aslında birinci Dünya Savaşı zamanı başlamıştır. Dolayısıyla Plüton vatan, yuva, ev, aile kavramlarını yerle bir etmiş, temelde gerek duyulan güven duygusunu aile ve birlik kavramının önemini değiştirmiştir.
İkinci katman olan Neptün’ün geldiği başlangıç noktasına baktığımızda Neptün Başak Dönemine bakmalıyız. Bu dönem özellikle sinemanın (Hayal Dünyası) günlük hayata yayılması, mesela ilk araba ile girilen sinemanın kurulması, ilk düzenli televizyon programının dervreye girmesi önemlidir. Hayal dünyasının gündelik hayattan koparmasının başladığı dönem. Ayrıca Neptün Başak burcundayken en zayıf konumdadır ve duygulardan yoksundur. Hunharca katletmekten kaçınmayan bir enerji, gerçekleri göstermeyen bir ruh hali ile ortaya çıkan 2. Dünya savaşı da bu döneme denk düşmektedir.
Üçüncü katman olan Uranüs ise bu döneme Uranüs Terazi’den gelmektedir. ’68 ruhunun ikili ilişkilere getirdiği özgürlük, hukuksal anlamdaki özgürlükleri temelinde bulundurmaktadır. Vietnam savaşının da bir bölümünü bu dönemin içinde olduğunu unutmamak gerekir. Kıbrıs Harekatının başlangıcı da buraya denk gelmektedir.
Birinci Dünya savaşından itibaren dünya üzerinde yaşanan savaşların haddi hesabı kalmamıştır aslında. En büyük bombalar icat edilmiş en büyük toplu ölümler gerçekleşmiştir.
Bu şekilde bakıldığında, Neptün Balık burcuna girerken, İnsanlık kendi geçmişine dönüp baktığında net olarak hatırladığı son üç büyük savaşın ve diğer tüm savaş ve katliamların neticesinde af dileme zamanındadır. 2025’e kadar Merhametle değişecek dönüşeceğiz belli ki. 1914’te Plüton Yengeç burcuna girdiğinde başlayan bu kanlı sürecin farkına varıp, tekamülümüz için ihtiyacımız olan vicdani sorumlulukları yerine getirme zamanı başlıyor. Neptün Balık Yaraları sarma imkanı veriyor.
Tüm dünya insanları olarak geçmişe ait sorumluluklarımızn bilincinde olup helalleşme zorunluluğu getiriyor.
Lafı fazla uzatmadan gelelim bu üç gezegenin bize ne anlatmaya çalıştığına.
Öncelikle en ağır ilerleyen Plüton’la başlayalım. Plüton en alttaki katman. En alttan, en uzaktan etki eden ve etkisini üzerine yerleşen diğer gezegen katmanlarının her birinden geçirerek Dünyamıza ulaştıran Katman. Plüton 2008 yılından bu yana Oğlak burcunda ve 2023 yılına kadar da orada kalacak. Plüton dönüştürücü bir etkiye sahiptir. Ölmeden önce ölmeyi anlatabildiği gibi, dünya üzerindeki ölüm, toprağa karışma ve yeniden topraktan yaşama dönüşme (ya da yaşama hizmet etme) ile doğrudan bağlantılıdır. Plüton en minimal alana yerleştirilmiş maksimal enerjidir aynı zamanda, nükleer güçtür. Bulunduğu yeri eskisi ile alakası olmayan hale getirir. Oğlak burcu ise iktidar, mevkii, yönetim, kariyer, iş, saygınlık, gelenek, kültürel miras, toplumsal imaj, yıllanmışlık, süregelen koşullar ile alakalıdır. Saygınlığın ve paranın kazanıldığı yollarla bağlantılıdır.
2008 yılında Plüton Oğlak burcuna girdiğinde tüm dünya üzerinde Oğlak burcunun temsil ettiği alanlarda teker teker gücünü ortaya koyarak değişimleri ortay koymaya başladı. En güvenilir, Dünya üzerinde uzun dönemlerden beri yönetim gücüne sahip ülkelerin teker teker çuvalladığını görürken, birçok ülkede uzun zamandır süren yönetimi ellerinden bırakmayan liderler yok olmaya başladırlar. Dünya üzerinde geçerli iktidar, yönetici imajı değişmeye başladı.
Enerji alanında hızla yok ettiğimiz yer altı kaynaklarını (ki bunlar artık süregelen bilindik bir hal almıştı) tüketmeye başladık ve alternatif yöntemler geliştirmeye, yenilenebilir enerjiye yöneliyoruz (bu konuda gerçek gelişmeyi sanıyorum Plüton 2023 yılında Kova burcuna geçtiğinde yaşayacağız).
Mesleki anlamda kariyer ve statü kavramları da şekil değiştirdi. Meslekler değişti, bazı meslekler ortadan kalkarken, yerine yenileri gelmeye başladı. Plüton, Oğlak burcuna girdiğinden bu yana yeni bazı meslek alanlarını ortaya çıkarmaya başladı (hobiler mesleğe dönüştü, alternatif olarak kabul edilen konular gerçekten de meslek haline geldiler) ve bu meslekler geleceğin geleneksel mesleklerini şekillendiren yapıya sahip olacaklar gibi. Açıkçası 2008-2023 arasında türeyen artan iz bırakan meslekler uzun süre dünyanın önemli meslekleri haline gelecekler gibi.
Ruhsal anlamda baktığımızda, bildiğimiz düzenin, sistemin, inanç yapısının değişiyor olduğu bir gerçek. Geleneksel olan dönüşmekte ve belli ki bu dönüşüm artık Neptün’den de yardım almaya başlayacak ve 2023(Plüton Kova’ya geçiyor-2025 Neptün Koç’a geçiyor) arası belirli bir iz bırakacak gibi. Herhalde öncesi ve sonrası dedirtecek etkiler ortaya çıkacak burada.
Plüton’dan sonra devreye giren Hal (katman) Neptün’dür ve Neptün 1998’den bu yana Kova burcundaydı. Neptün dağılma, yayılma, çözülme enerjisidir. Suyun buhar haline benzetebiliriz onu, sis gibi her yerden içeri sızabilir, yayılabilir. Hayal âlemi ile rüyalarla, sezgilerle, ruhsallıkla, dibine kadar spiritüellikle, müzikle, şiirle alakalıdır. Ruhsallığın ve inancın kendini verircesine yaşandığı durumdur. Neptün’ün etkisinin yoğun olduğu alanlarla dünyaya sis perdesinin arkasından bakıyor gibi oluruz. Serap görmek gibidir bazen, gerçekle alakası olmaz, ancak ihtiyacımız olan deneyimi bize yaşatır.
Bana göre 1998 yılında Kova burcuna giren Neptün ile birlikte insanlar Spiritüel konularla ilgili önemli bir adım attılar. Kova’nın entelektüel, paylaşımcı, olumlu ve geleceği şekillendirme arzusuyla dolu enerjisi ile birleşen Neptün, hiçbir zaman olmadığı kadar çok ruhsal kitapların yazılmasına, bu bilgilerin paylaşılmasına sebep oldu. Düşünce gücü hiç olmadığı kadar önemli bir hale geldi. Neptün’ün spiritüelliği Kova’nın Satürn disiplinini ve Uranüs aykırılığını aldı ve birçok yöntem, birçok çalışma, hayatlarımıza aynen buhar gibi girdi. Gelişmemiz daha çok entelektüel düzeyde oldu. Çok okuduk, çok araştırdık, sınır tanımadık, gizli denilen bilgileri açığa çıkarttık. Kova’daki Neptün ile Oğlak’taki Plüton’un enerjisi birleşince doğal olarak ortada artık sır kalamazdı. Localara, tarikatlara ait bilgiler artık herkese ait olmalı ilkesi ile tüm bilgiler ortalıkta dolanmaya başladı. Böyle bir dönemde adı “secret-sır” olan bir kişisel gelişim kitabının satış rekorları kırması çok normal. Ayrıca yine Neptün Kova burcu enerjisi, Spiritüel olarak var olduğu kabul edilen ancak bilimsel olarak kabul görmeyen birçok konuyu da birbirine bağladı. Gerek gerçekten de bilimsel olarak ortaya konular, gerekse ismini bilimsellikten alan ruhsal çalışmalar bolca ortaya çıkmaya başladılar.
Plüton Oğlak’ta seyrine devam ederek köklerden gelen yaşam kodlarımızı 2023’e kadar alt üst etmeye devam ederken, 03 Şubat 2012 günü Neptün Balık Burcuna geçiyor. Neptün Balık burcunun Yönetici gezegeni, bu yüzden 2025 yılına kadar güçlü bir Neptün deneyimleyeceğiz. Bu dönemi nedense küçücük akvaryumdan, uçuşuz bucaksız okyanusa terfi eden Balığın özgürlüğüne benzetmek istiyorum. Neptün Balık farkında olmadığımız yeni duyularımızla tanışmamızı sağlayacağı gibi, ruhsal anlamda çok hızla yol aldıracak. Bu dönemde sanatsal ruhun, farklı bir boyuta taşındığını, şiirin ve bestenin, romantizmin ön plana yerleştiğini göreceğiz. Zaman zaman şarap şişesinin içine, zaman zaman zemzem suyunun içine düşebiliriz bu yolculuğumuzda.
İnanç, ruhsallık, tefekkür hali, sezgilerin gücü, hayal ve yaratıcılığın gücü, aynı zamanda boş vermişlik Balık burcuna aittir. Balık burcunun kendini akışa bırakan bir enerjisi vardır. O, tüm burçların deneyimlerini yaşamış gibidir. Onda biraz boş vermişlik vardır, bu yüzden kendini feda etmeye de hazırdır. Bu ruh hali aslında onu üretken yapar. Neptün’le bir araya gelen bu etki. Hepimize farklı deneyim kapıları açacak belli ki. Neptün ve Balık burcu birleşince, geçmiş-an-gelecek ekolarının kayıtlı olduğu akaşik kayıtlara ulaşmak daha kolay olacak hissindeyim. Yaratıcılığın hayal dünyası ile birleşerek birçok yeniliği hayata çekebilme enerjisi söz konusu. Belki de bu dönem bir türlü çözülemeyen uyku ve rüya gizemini de anlamamıza yardımcı olur. Mesela bir süredir gündemde olan Meleklerle bağlantı kurmak, Melek enerjilerinin farkına varmak, Bu döneme hazırlık etkileri idi.
İlham perileri ile iç içe olacağız bundan sonra. Muhakkak ki sanatsal alanda önemli değişimler ortaya çıkacak. Öncelikle müzik ve şiir olmak üzere tüm sanat dallarında belirgin bir değişim söz konusu olacaktır.
Ancak tüm bu güzel etkileri kullanabilmek için çalışmak gerek. Daha fazla uyku, daha fazla rüya, daha fazla hayal âlemine dalma, gerçeklerden uzaklaştırıp üretkenliği engelleyebilir. Bu uyurgezer hal, Plüton Oğlak’la alt üst olan gerçeklik anlayışının ağırlığını tam kavrayamamamıza sebep olabilir. Neredeyse uzun bir uyku dönemi içinde olabileceğimizi (sis perdesi )bile söyleyebilirim ve uyandığımızda her şey değişmiş olacak.
Ayrıca Neptün’ün yaydığı etki ile aldanma ve aldatma, gerçekleri görememe, daha doğrusu gerçekleri gözden kaçırma, bizleri epey zorlayabilir.
Neptün’ün iyi etkilerini kullanıp, işe yarar hale getirmek için bir sonra ki katman olan Uranüs’ten Yardım alabiliriz. Koç burcunda seyreden Uranüs sayesinde aldığımız ilhamları hızla işe yarar hale dönüştürme etkimiz var. Belli ki bu iki etkinin birleşimi (Neptün Balık- Uranüs Koç) Dünya üzerinde bir çok buluşun bilimsel ilerlemenin, metafizik ve fizik kavramlarının ayırt edici sınırının ortadan kalkmasını sağlayacaktır. 2019’da Uranüs Boğa burcuna geçene kadar bu enerjiyi kullanabiliriz. Ancak Uranüs Boğa’ya geçtikten sonra (2019) Neptün’ün de Balık burcunda olması ile birlikte derin bir rehavet ve dinginlik ve huzur halini üzerimize örtecek.
En alt katman gelenekleri yıkarken (Plüton), bir sonra ki katman ilahi alandan destek alıyor (Neptün) ve sonraki katman bu desteği hissedip eyleme geçiyor (Uranüs).
Peki, şimdi ne yapmalıyız?
Şöyle bir hayatımızı gözden geçirelim
Katman 1 Plüton:
– Yıllardır beni neler rahatsız ediyor
– Toplumun dayattığı, ancak benim taşımak istemediğim yükler nedir?
– Genetik soyumdan beraberimde getirdiğim, ancak artık özgür bırakmam gereken ne var?
– Sırf böylesi doğru diye, mutsuz olmama rağmen sürdürdüğüm koşullar hangileridir?
– Bugüne kadar Dünya’ya ve kendime zarar verdiğini bile bile düzenli yaptığım şeyler nelerdir?
Sonra Yaradan’dan destek alarak inancımızı güçlendirelim
Katman 2 Neptün:
– İnanma halinden bilme haline geçelim.
– Sezgilerimize güvenelim
– Hayatımızı yönlendiren gizli mesajları okumayı öğrenelim
– Ruhsallığı teorik boyuttan, pratik boyuta taşıyalım.
– Kendimize en uygun ibadet şeklini bulalım ve uygulayalım
– Katman 1 deki şartları değiştirmek için gerekli bilme haline ulaşalım.
Son olarak Eyleme geçelim
Katman 3 Uranüs:
– Bugüne kadar hiç izlemediğin bir çözüm yolunu hayatına katalım.
– Radikal kararlar almaya cesaret edelim
– Katman 1’deki şartları Katman 2’deki gücümüzle birleştirip cesaretle eyleme geçelim
– Değiştirelim
– Yenilenelim
Sevgiler
Yurda Hal 02.02.2012 saat 02.22
Not: Bu yazının tüm hakları Yurda Hal’e aittir. İzin almadan, ne tamamı ne de bir bölümü internette, yazılı, sözlü, görsel basında kullanılamaz.
Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası – Workshop İstanbul
-Dileklerimi nasıl gerçeğe dönüştürebilirim?
– Dileklerim gerçekleştiğinde mutlu olur muyum?
– Aşkı, bolluğu, bereketi hayatıma nasıl çekebilirim?
-Kendimi Evrenle uyum içinde hissetmek için ne yapmalıyım?
-Doğru zamanda doğru dileklerde bulunmanın dayanılmaz hafifliği
– Bir yıllık Yeni Ay dilek zamanları ve bu zamanlara uygun dilekler
tüm bunların hepsi aşağıdaki İstanbul Astro İstanbul Seminerimde:
10 Şubat 2012 saat 11.00-17.00 arası (Bostancı Astro İStanbul’da)
Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası – Workshop 2012
Galaksi Rehberi – Gezegen Seyri 30 Ocak – 05 Şubat 2012
Haftanın Önemli Burç girişleri ve Açıları
30 Ocak 2012 Ay Boğa’ya geçiyor ve büyümekte: 08.28
30 Ocak 2012 Ay Jüpiter Kavuşum 2derece 27 dakika Boğa’da: 13.28
31 Ocak Venüs 20 derece 21 dakika Balık kintil Plüton 08 derece 21 dakika Oğlak: 13.28
01 Şubat 2012 Ay İkizler’e geçiyor ve büyümekte: 21.14
01 Şubat 2012 Güneş 12 derece 26 dakika Kova altmışlık Açı Kuzey Ay Düğümü 12 derece 26 dakika Yay ve Üçgen Açı Güney Ay Düğümü 12 derece 26 dakika İkizler Burcu: 23.48
02 Şubat 2012 Venüs 22 derece 34 dakika Balık karşıt Mars 22 derece 34 dakika Retro Başak: 01:41
02 Şubat 2012 Ay Kavuşum Güney Ay düğümü 12 derece 27 dakika İkizler(karşıt Kuzey Ay Düğümü): 22.04
03 Şubat 2012 Ay 13 derece 27 dakika İkizler üçgen Güneş 13 derece 27 dakika Kova : 00.00
03 Şubat 2012 Neptün Balık’a geçiyor: 21.03
04 Şubat 2012 Merkür 12 derece 25 dakika Kova üçgen Güney Ay Düğümü 12 derece 25 dakika İkizler (altmışlık açı Kuzey Ay Düğümü): 06.13
04 Şubat Ay Yengeç’e geçiyor ve Büyümekte: 08.03
Bu haftaya sabahın erken saatlerinde Boğa burcuna giren Ay’ın etkisiyle başlıyoruz. Bu yüzden haftanın ilk günlerinde biraz daha keyfimize düşkün, güzel duyguları ön planda tutan bir yapıda olacağız. Ay Boğa etkisi ile kare açı içinde Güneş Kova enerjisi, teknoloji ürünlerine eğilimi ve teknolojik alışverişleri vurguluyor.
30 Ocak’ta öğlen saatlerinde Jüpiter’le kavuşacak olan Ay, Kova burcu Yeni Ay’ından bu kavuşuma doğru geldik. Ay aynı zamanda Yeni Ay konumu ile de kare açı içinde. Eğer geçen pazartesi başlamış bir işiniz bir projeniz, bir niyetiniz varsa, şimdi bu niyetiniz ile ilgili harekete geçmeli, hedefinize odaklı çalışmalara ağırlık vermelisiniz. Jüpiter’in enerjisini açığa çıkaran her gök hareketi, bir durumu ve olayı büyütmeye yönelik etkiye sahiptir (özellikle kötücül olmayan gezegenler). Bu yüzden Jüpiter açılarında çalışkan olmanızı tavsiye ederim, sonuçta çalışkanlığınızın karşılığı çok büyük olacaktır.
01 Şubat akşamı İkizler burcuna giren Ay ile birlikte konuşmaya, iletişim kurmaya daha meraklı olacak, bu sayede ikili ilişkilerimizi harekete geçirme şansını yakalayabiliriz. İşinizde gerekli olan bilgi paylaşım enerjisi bugünlerde dilediğiniz kadar etrafınızı sarıp sarmalayacaktır.
Anlamakta algılamakta zorluk çektiğiniz konuları öğrenmeye yönelik girişimler önümüzdeki iki gün süresince çok yararlı olacaktır.
Aynı zamanda bu açı ile ikili ilişkiler alanında devreye giren olumlu etkiler Venüs Mars karşıtlığı ile daha da alevlenecek.
Venüs’ün de 2 Şubat sabaha karşı saatlerinden itibaren Mars’ın karşısına yerleşmesi ile ikili ilişkilerde daha arzulu ve daha ilgili olabiliriz. İlişkilerimiz eski de olsa, yeni de olsa tanıdık duygularla sarıp sarmalanacağız. Özellikle küslerin barışması için uygun fırsatlar ortaya çıkabilir.
03 Şubat’a başlarken tam gece yarısı Ay ile Güneş’in arasındaki üçgen açı 02 Şubat akşamından 03 Şubat öğle saatlerine kadar ılımlı bir süreç geçireceğimizi gösteriyor. Bu akşam hem ikili ilişkiler açısından uyumlu hem de genel anlamda günün hafif ve yolunda ilerlemesini sağlayacaktır.
03 Şubat saat 21.03’te Balık burcuna adım atacak olan Neptün 22 Ekim 2025 yılına kadar, yani 13,5 yıl kadar Balık burcunda kalacak. Bu dönemi nedense küçücük akvaryumdan, uçuşuz bucaksız okyanusa terfi eden Balığın özgürlüğüne benzetmek istiyorum. Bu dönem özellikle farkında olmadığımız yeni duyularımızla tanışmamızı sağlayacağı gibi, ruhsal anlamda çok hızla yol alacağımızı düşünüyorum. Bu dönemde sanatsal ruhun, farklı bir boyuta taşındığını, şiirin ve bestenin, romantizmin ön plana yerleştiğini göreceğiz. Aynı zamanda aldanmak, aldatmak, gerçekleri göremeyecek kadar hayal dünyasında yaşamak da buraya ait. Bilinmeyen alandan, bilinen alana çekilen bilgiler bizi çok şaşırtabilir. Hayaller ile gerçeklerin karıştığı bir dönem geliyor belli ki.
04 Şubat sabahı Ay Yengeç burcuna geçiyor. Duyguların daha hassas olduğu ve empatinin yüksek olduğu birkaç güz bizleri bekliyor. Gereğinden fazla alıngan olmamaya özen göstermeliyiz. Fazla hırs yapmadan gündelik hayatımızı sürdürmeye çalışmalıyız. Romantizm için uygun ancak, dikkat gerektiren işler için uygun olmayan günlerdeyiz. 05 Şubat’ta Ay iyice Dolunay’a yaklaşıyor olacak. Duygular tavan yapabilir ve gerginlikler devreye girebilir.
Özellikle Geçmişe Yönelik temizlik çalışmalar ve geleceğe yönelik hedeflerinize yaklaştıracak çalışmalar için en uygun gün ve saat ise aşağıdakilerdir. Bu gün ve saatlerde regresyon veya aile dizimi ya da geçmiş yaşam terapileri yaptırabilir, bir yaşam koçu ile geleceğe yönelik hedeflerinizi yapılandırmak için görüşebilirsiniz.
01 Şubat saat 23.48
02 Şubat saat 22.04
04 Şubat saat 06.13
Dersler, Seminerler ve Workshoplar
Aslan Burcu Dolunay Workshop : 07 Şubat Salı günü saat 20:00 ‘de Astro İstanbul Bostancı’da. Ücret: 32 TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com
Astroloji Dersleri (Temel Seviye 32 Hafta): 08 Şubat Çarşamba saat 20:00 Bostancı, 09 Şubat Perşembe saat 16:00 Etiler – 270 TL/ 4 Hafta
Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası İstanbul: 1o Şubat saat 11.00-17.00- 95,– TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com
Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası Ankara: 18 Şubat saat 11.00-17.00- 95,– TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com
Balık Burcu Yeni Ay Workshop: 21 Şubat Salı saat 20.00 ‘de Astro İstanbul Bostancı’da Ücret: 50 TL Detaylar için astroistanbul@gmail.com
Ay Taktikleri® ile Ruhsal Şifa Danışmanlığı Eğitimi Modül 1: 24-25-26 Şubat 11.00-18.00 toplam 3 gün (100 TL/Gün) Detaylar için astroistanbul@gmail.com
Seminer, Ders veya Workshopların rezervasyonu için 0216 410 57 58 veya 0533 492 57 47’yi arayarak kayıt yaptırabilirsiniz.
Sevgiler
Yurda Hal
Yurda’nın Kenarda Unutulmuş Akıl Oyunları
Zamanın akıp gittiği bir yerde yasamayı sen seçtin. Üstelik seçerken, seçtiğin yerde, zamanın olmadığına dair bir fikri benimsemenin bile imkânsız olduğunu bilerek geldin. Zaman denilen, her ruhun Yerküre deneyiminde kendine özel olarak esnetip büzebileceği, hatta istediğinde durdurabileceği bu hissi nasıl kullanacağını unutarak gelmeyi sen seçtin. Sen tüm bunları bilerek ve isteyerek geldin.
Dünya üzerinde var olan her şey sana zamanı hatırlatmak için var. Zamanı hatırlaman için her şey, her madde (buna senin bedenin de dâhil) değişime uğrar. Ayrıca, Güneş’in ve Ay’ın yasadığın Yerküreden takip edebildiğin döngüsünü zamanı ölçmek için kullanıyorsun. Bu ölçümler sadece bir döngünün gerçekleşmesi için gereken mesafeyi gösterir. Oysa o mesafenin içine sığdırabileceğin zaman, tamamen sana özeldir. Hepiniz zamanı ayni döngü ile ölçerek kastettiğiniz mesafeyi ölçersiniz, fakat ayni zaman mesafesi içinde, her birinizin zamanı kendine özeldir. Kendi zaman algınız bile kendi içinde değişir durur.
Herhangi bir anda, yaptığın is ne olursa olsun, o ise kendini ne kadar verdiğin, yaptığın iş ile ne kadar bütünleştiğin senin zamanını belirleyecektir. Herhangi bir şeye (meşguliyet, düşünce, iş) kendini vererek tam anlamıyla odaklandığında, çevrenle ilişkin kesilir. İşte bu gibi durumlarda, senin için zaman durmuştur. Ruhun için ve ruhuna bağımlı olan bedenin için zaman durmuştur. Döngülerle ölçülen ortak Yerküre zamanınız ilerlese bile, sen onun etkisini almazsın.
Bu Dünya üzerindeki deneyimlerini artırıp, bir ömrün içinde ne kadar tekâmül edeceğini de bu deneyimlerin belirleyecektir. Sana ait zamanı esnetmeyi, büzmeyi ve durdurmayı öğrendiğinde kendini daha üst boyutlara çıkaracak zamana da sahip olacaksın.
Zamanı esnetmenin ve durdurmanın yolu ise derin ibadet ve derin düşünme yaparak öğrenilir. Ayrıca nefesini kontrol altında tutmak, yavaş ve düzenle nefes almak da çok önemlidir.
Bir düşün, bu dünyayı deneyimlediğin süreçte zamanının daha bol olmasını istiyor musun? Eğer istiyorsan, zamanının kumandası senin elinde. Bilgi çağına doğru ilerledikçe, zamanı esnetebilecek tekniklere ulaşmak çok kolay. Bir sürü farklı deneyim paylaşılıyor. Bir tanesi veya daha fazlası muhakkak senin için olacaktır. Senin için olan yol senin yüreğini harekete geçirecek, o hareket yüreğinden ılık ılık tüm bedenine yayılacaktır. Doğru yolu önce akıl değil, önce yürek sonra akıl görür. Susanna Tamaro’nun kitabında dediği gibi “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git!”. Bunu gerçekleştirmeye niyet edip, kendini akışa bıraktığın an, bütün olanaklar sana doğru yüzmeye başlayacaktır.
Sevgiler
Yurda Hal
10.02.2011
Öz Onarım
Gözlerini kapa ve kendini düşün. Kendini tek bir kelime ile anlatmak istesen, bu kelime ne olurdu? Lütfen dürüst ol! Şimdi o kelimeyi hayatında tanıığın tüm insanların birbirlerine senden bahsederken kullandıklarını düşün… Mesela “Yurda Hal ….’dir!” derken. İnsanlar seni bu kelime ile tanımlarken ne hissediyorsun? Memnun musun?
Memnunsan problem yok, her şey yolunda demektir.
Memnun değilsen, kendini böyle tanımlamana sebep olan özelliklerinn bir listesini yap. Bu listedeki maddeler, kendinde onarman gerekenler oluyor. Listenin içinden sana göre onarılması en kolay maddeyi seç ve bunun için neler yapabileceğini araştır. Bu çalışma bazen zaman alır, bazense çabucak hallolur. Hallettikten sonra, listede kalan maddeleri gözden geçir ve yine senin için en kolayını seç ve onu onarmak için harekete geç.
Bu şekilde hem bir tadilat ustası olursun, hem de listeni yavaş yavaş ortadan kaldırmaya başlarsın. Ortadan kalkan her sorun ile birlikte, en baştalı çalışmaya geri dön ve kendini tek bir kelime ile tanımla, sonra bunu başkaları senin hakkında konuşurken birbirlerine söylerken imgele… hislerini gözden geçir…. ve çalışmaya devam et.
Taa ki kendini sevene kadar…
Taa ki kendini kendin olarak kabul edene kadar…
Taa ki içindeki cevheri pırıl pırıl parlatıp, dışarıya yansıtana kadar…
Sevgiler
Yurda Hal
SEN ORKERSTRANIN BAŞINDAKİ ŞEFSİN!
SEN ORKERSTRANIN BAŞINDAKİ ŞEFSİN!
Sen kendinden ne bekliyorsan, neyi yakıştırıyorsan, etrafındaki tüm insanlar da senin için aynını bekler, sana aynını yakıştırır.
Kendi hakkında düşündüklerin ile senin çevrenin de, senin için, seninle aynı titreştiğini görürsün.
Bu yüzden taşıdığın gücün her zaman farkına varmalısın.
Kendin için ” zavallı” düşüncesine sahip olduğun an, kalabalık bir eko düşünce topluluğu sana “zavallı” diyecektir.
Kendin için ” başaramaz” düşüncesine sahip olduğun an, kalabalık bir düşünce eko topluluğu sana “başaramazsın” diyecektir.
Kendin için ” çalışkan” düşüncesine sahip olduğun an, kalabalık bir eko düşünce topluluğu sana “çalışkan” diyecektir.
Kendin için ” başarılı ve mutlu” düşüncesine sahip olduğun an, kalabalık bir eko düşünce topluluğu sana “başarılı ve mutlu” diyecektir.
Bu yüzden sorumluluk yalnızca senin elindedir.
KENDİNE NE YAKIŞTIRDIĞINA DİKKAT ET!
Çevrene baktığında, dışarıdan gelen mesajları okumaya başladığında, kendin ile ilgili ne düşündüğünü son derece net göreceksin.
Yurda Hal
Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası – Workshop Ankara
-Dileklerimi nasıl gerçeğe dönüştürebilirim?
– Dileklerim gerçekleştiğinde mutlu olur muyum?
– Aşkı, bolluğu, bereketi hayatıma nasıl çekebilirim?
-Kendimi Evrenle uyum içinde hissetmek için ne yapmalıyım?
-Doğru zamanda doğru dileklerde bulunmanın dayanılmaz hafifliği
tüm bunların hepsi aşağıdaki Ankara Seminerimde:
18 Şubat 2012 saat 11.00-17.00 arası (adresi daha sonra bildireceğim)
Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası – Workshop Ankara
Ben uzun yıllar önce çekim yasası ile tanışmış, hatta başarılı uygulayıcılarından biriyim. Buna rağmen gerçekleşen isteklerimin yanı sıra birçok isteğim gerçekleşmiyordu. Gerçekleşmeyen her dileğin ardından kendimi sorgulardım.
– Yürekten istiyor muyum?
– İsteğime fazla mı bağımlıyım?
– Diledikten sonra serbest bırakamıyor muyum?
– Dileğim ben de endişe mi uyandırıyor?
– Buna sahip olmayı hak ediyor muyum?
– V.s.
Bu soruların kimine evet, kimine hayır cevabı verdikten sonra… Okuduğum tüm kaynak kitaplardan öğrendiğim üzere, en az bir şeyi yanlış yaptığımı gördüğüm olurdu. Mesela “Dileğim ben de endişe uyandırıyor mu?” sorusuna “Evet” cevabı verdiysem, “Yürekten istiyor muyum?” sorusunu tekrar gözden geçirmeye başlardım. Fazlaca bu sorunun üzerinde durduğumda ise, isteyip istemediğimden emin olamazdım.
Buyurun! Kaynak kitapların öğrettiği üzere, isteğimin ya da dileğimin gerçekleşmesinin önünde kocaman engel olarak duran iki kural…
Fakat yukarıda yazdığım gibi, aslında ben çekim yasasının başarılı uygulayıcılarındanım. Bu yüzden gerçekleşmiş dileğimin sayısı, gerçekleşmemiş dileklerimden daha fazla!
Neyse; ben de “Gerçekleşen dileklerim ile gerçekleşmeyen (henüz) dileklerimin farkı ne olabilir ki?” diye düşünmeye başladım. İtiraf edeyim hiçbir fark bulamadım. Her iki tarafta da benim gözümde birbirine eşdeğer önemde istekler vardı.
Bu durum ihmal edilecek bir konu değildi ve ben de üzerine gitmeye karar verdim. Yıllardır isteklerimi yazdığım ajandalarımı çıkardım. İsteklerimi nasıl formüle ettiğimi inceledim, aralarındaki farkın ne olduğunu görmeye çalıştım… Hiçbir şey bulamadım, neredeyse hemen hepsinde benzer yöntemler kullanmış, her bir isteğimi doğru yazmıştım. Ve… Hayatın günlük akışı içinde bu “gerçekleşmemiş istekler” konusu bir süreliğine kendiliğinden rafa kalktı.
Epeyce bir zaman geçtikten sonra yeniden bir istekte bulunmam gerekti ve ajandamı çıkardım. İsteğim ile ilgili olumlamamı yazmaya başlamadan önce, her zamanki gibi, başlangıç tarihini ve saatini yazdım… Ve o an içim kıpır kıpır olmaya başladı, galiba aradığım cevabı bulmuştum.
Yıllardır astroloji ile ilgileniyorum ve biliyorum ki astrolojide zamanın ne kadar önemli olduğunu, her anın değişik enerjiler taşıdığını öğrenir insan. Fark ettim ki “Gerçekleşmeyen İstekler” imin çözümü burnumun dibindeymiş, ben ise onu bulmak için Kaf Dağı’nın zorlu yollarında ilerlemeye çalışıyormuşum.
Hemen eski ajandalarımı çıkarıp dileklerimin tarihlerini bir de bu açıdan incelemeye başladım… Gerçekten de, sonuca ulaşan isteklerimi ajandama yazmaya başladığım tarihlerin her biri, astrolojik olarak doğru zamanı gösteriyordu, hem de astrolojinin en basit sistemi ile.
O andan itibaren yeniden istekte bulunacağım zamanlarda hep bu basit sistemi dikkate aldım ve isteklerimi evrene doğru zamanda yolladım. İsteğimin rezonansının onunla aynı olduğu anları yakaladım. İstekte bulunduğum “An” ile isteğim bir bütün olduğunda, benim de isteğimin gerçekleşeceğine olan inancımın tam olduğunu, endişelerimin uçuşup yok olduğunu gördüm. Doğru zamanda, doğru şeyi istediğimde, çekim yasası benimle daha bir işbirliği içinde oluyordu…
Artık uzunca birkaç yıdır uyguladığım bu yeni sistem zaman geçtikçe gelişti, şekillendi belirli bir şablonunun içine oturdu ve daha da gelişmeye devam ediyor. Bu yüzden ” Yurdahâl ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası” workshop’larımın her birinin birebir aynı olmasını garanti edemem. Ben geliştikçe, workshop’un içeriği de benimle birlikte gelişecektir.
Workshop hakkında:
– Bir yıllık Yeni Ay takvimi ile birlikte her Yeni Ay’a uygun dilek ve niyetlerin dökümünü alacaksınız.
– Ay Fazlarını anlayacak, kavrayacak ve Dilek /Niyet dönemlerinizi doğru belirlemek için kullanacaksınız.
– Dilek ve niyetlerde sık yapılan hataların neler olduğunu ve nasıl düzeltilebileceğini öğreneceksiniz.
-Hem doğru zamanda doğru isteklerde bulunmayı öğrenebileceğiniz gibi, hem de doğru zamanda doğru işe başlamayı da öğreneceksiniz.
– Dileklerinizin gerçekleşmesi ve yeni başladığınız projelerinizin pürüzsüz ve istediğiniz gibi gelişmesi için, yine burçlara ve elementlere uygun destekleyici yöntemlerle tanışacaksınız.
– Dilek ve projelerinizin kriz dönemlerini ve bu kriz dönemlerinde onlara nasıl yön verebileceğinizi göreceksiniz.
Ancak bunun uygulanabilmesi için, başvuruların önceden yapılması ve doğum bilgilerinin (Doğum tarihi [gün-ay-yıl], doğum saati ve Doğum yeri) önceden verilmesi gerekmektedir.
Workshop’u sunan: Yurda Hal
Ankara Bilgileri:
Workshop’u sunan: Yurda Hal
Workshop tarihi: 18 Şubat 2012 Tam Gün
Workshop saati: 11:00 – 13:00 birinci yarı
14:00 – 17:00 İkinci yarı
Workshop ücreti: 95,– TL
Yurda Hal ile Temel seviye Astroloji Eğitimi- Etiler Yeni Sınıf
Gelen talepler üzerine Etiler’deki ofisimizde deyeni bir Temel Seviye Astroloji Eğitmi sınıfı açıyoruz.
09 Şubat 2012 Perşembe akşamı saat 16:00′ da ilk ders başlıyor. Temel seviye Astroloji eğitimi 32 hafta sürmektedir. Yaz dönemi ara verelecek ve sonbahar’da tekrar devam edilecektir.
Kayıt yaptırmak için astroistanbul@gmail.com veya 0533 492 57 47 ‘den bize ulaşabilirsiniz.
Ücretler: Temel Seviye Dönemi: 270TL/ 4 hafta İleri seviye Dönemi: 270 TL/ 4 Hafta Ustalık Dönemi: 300TL/ 4 hafta
İleri Seviye Dönemini tamamlayan, Sınav ve Performans ödevinde başarı sağlayan katılımcılara “Astro İstanbul Astroloji Yeterlilik Belgesi” ve “Katılım Belgesi” verilecektir.
Ustalık dönemini de tamamlayan, Sınav ve Performans ödevinde başarı sağlayan katılımcılara ise “Astro İstanbul Astroloji Ustalık Belgesi” ve “Katılım Belgesi” verilecektir.
Astroloji çalışmaları için kayıt yaptırmak, astroloji hayatınıza dahil etmek istiyorsanız, doğum tarihinizi, saatinizi ve doğum yerinizi astroistanbul@gmail.com adresine göndermeniz rica olunur.
Eğitmen: Yurda Hal
Eğitimin verileceği yer: Astro İstanbul Etiler
Tel: 0533 492 57 47
GEÇMİŞ YAŞAMLARA UZANIP BUGÜNÜ ÇÖZMEK
GEÇMİŞ YAŞAMLARA UZANIP BUGÜNÜ ÇÖZMEK
REGRESYON; ŞİMDİKİ ANDA YAŞANAN SORUNU, GEÇMİŞTEKİ KAYNAĞINA GİDEREK ÇÖZMEYE ÇALIŞAN BİR YÖNTEM. KISA BİR SÜRE ÖNCE REGRESYON EĞİTİMİNİ TAMAMLAYAN SEVGİLİ ASTROLOG ARKADAŞIM AYDA ERSAN, KONUYLA İLGİLİ AYRINTILARI ASTRO İSTANBUL İÇİN YAZDI.
AYDA ERSAN
——————————————–
Korkularımızın hayat yolunda bizi engellemesine izin verip vermemek bize kalmış. Bazen yıllar, yüzyıllar boyu taşıdığımız yükler, ummadığımız kadar kısa sürede ve kolayca çözülebiliyor.
Geçmişin yüklerinden, korku ve engellerinden kurtuldukça, hayatı daha hafif, cesur ve kendimizin en iyi haliyle yaşamaya başlıyoruz. Böylece buraya gerçekleştirmek üzere geldiğimiz amacı gerçekleştirmeye başlıyoruz ve burada oluşun keyfini çıkarmak işte o zaman kolaylaşıyor!
Bu noktada size regresyondan söz etmek istiyorum.
REGRESYON; KİŞİNİN ŞİMDİKİ ANDA yaşadığı durumun/sorunun geçmişteki kaynağına giderek oradaki bitmemiş işleri tamamlayıp blokajları çözmek yoluyla, şimdiki hayatta yaşanan durumun çözümüne katkıda bulunan bir yöntem. Böylece örneğin çocuklukta yaşanan, çoğunlukla travma kaynaklı oluşan kurguları yeniden sağlıklı bir şekilde yapılandırmak mümkün olabiliyor
ŞİMDİKİ ANDA YAŞANAN BİR SORUNUN KAYNAĞI, 20 yıl önceki bir deneyim olabileceği gibi 200 yıl önceki bir deneyim de olabilir. Regresyon çalışmasının en önemli faydalarından biri, geçmiş deneyimlerden bugüne taşımış olduğumuz ve hayatımızda bizi hala etkileyen, yöneten izleri dönüştürmemize katkıda bulunuyor olması.
KENDİMİZİ VE HAYATIMIZDA YOLUNDA GİTMEYEN, çözemediğimiz bir durumu çözmenin yolu öncelikle durumun sebebini, kaynağını anlamamızdan geçiyor. Bu da en önce kendimizi ve hayatı algılayışımızı-yaşayışımızı anlamak ve kavramakla mümkün. Regresyon çalışması kişinin kendisini ve yaşamsal kurgusunu anlaması için çok elverişli bir yöntem.
GEÇMİŞİN BİRİKİMLERİ VE BLOKAJLARI
Geçmiş Yaşam Regresyonu (GYR) çalışmasında da, geçmişten gelen bitmemiş işlerle (yapılmamış kucaklaşma, gerçekleşmemiş affediş gibi) çalışıyor ve onları tamamlıyoruz. Ayrıca çözülmemiş ilişki sorunları, tanımlanamayan ağrılar, psikolojik kökenli hastalıklar, hayat yolundaki blokajların ve kişiye rahatsızlık veren olumsuz duygu birikimlerinin çözülmesi mümkün.
– GYR çalışması birey odaklı olmakla birlikte evrensel boyutta katkıları olan bir çalışma.
– Zira bu çalışmaya katılan bir kişinin çözdüğü bir geçmiş hayat örüntüsü, o hayata ve o örüntüye dahil olan tüm varlıkların enerji alanında bir çözülmeye yol açıyor.
– Böylece karmik ilişkiler ve grup enerjileri de çözülebiliyor.
– Yapacağınız bir geçmiş hayat çözümlemesi yanı başınızda yaşayan birinin olduğu gibi binlerce kilometre uzaklıkta yaşayan birinin de çözülme yaşamasına katkıda bulunabiliyor.
– Bir gece siz mışıl mışıl uyurken dünyanın hatta evrenin bir diğer ucundaki bir varlık, sizin de içinde olduğunuz enerjik bir sıkışıklığı açabilir ve siz sabah yenilenmiş ve hafiflemiş uyanabilirsiniz.
– Bu da regresyon çalışmasının insanlığa ve evrene yaptığı önemli katkılardan biri.
REGRESYON ÇALIŞMASI NASIL YAPILIYOR?
Regresyon çalışmasının tüm sorunlarını bir çırpıda çözeceği beklentisiyle gelen danışanlar hayal kırıklığına uğrayabilirler. Zira regresyon çalışması büyülü bir dokunuşla her şeyi çözen sihirli bir değnek değil. Bazı çalışmalarda mucizevi sonuçlar elde ediyor olmakla birlikte, bir işbirliği çalışması olduğunun altını çizmekte fayda var. Danışman olarak benim olduğu kadar danışanın da sorumluluğunu almasıyla daha yüksek başarıya ulaşılıyor.
– BU ÇALIŞMALARDA GİZLİLİK EN önemli esaslardan biri. Seans esnasında ses kaydı yapılır. Bu kayıtlar tamamen gizlilik içinde korunur.
– REGRESYON ÇALIŞMASI SIRASINDA çeşitli geçiş yöntemleri kullanıyorum. Hafif transa geçen danışan, şimdiki anda olup çevreden gelen sesleri duymakla birlikte aynı zamanda bir başka zaman ve mekandaki deneyimini de aktarıyor. Trans esnasında da kişi her şeyin farkında; seans bitiminde her şeyi hatırlıyor.
– BU TİP ÇALIŞMALARA DAHA ÖNCE KATILMAMIŞ OLAN bazı kişiler, çalışma öncesinde tedirgin olabiliyor. Oysa bu profesyonel bir çalışma ve korkmaya hiç gerek yok.
– ÇALIŞMA 3-3 BUÇUK SAAT KADAR SÜRÜYOR. Yaklaşık 1 saat süren ön görüşme sırasında danışan; kendini ve hayatında yolunda gitmeyen konuları, çocukluğuna kadar inerek anlatıyor. Ve o günkü çalışma için çözümü hedeflenen konuyu birlikte belirliyoruz.
– ÇALIŞMAYA KATILAN KİŞİNİN kendisini rahatsız eden birden fazla konusu olma durumunda, bu konuları gözden geçiriyoruz ve danışan için en öncelikli olan konuyu belirliyoruz.
– KAÇ KEZ GYR ÇALIŞMASINA KATILMAK GEREKTİĞİ, tamamen danışana ve konularına bağlı. Kilo vermek, bağımlılık gibi durumları çözmek için birden fazla seans gerekebiliyor.
– SEANSA GELMEDEN ÖNCE en önemli hazırlık; içki-uyuşturucu alınmamış olması.
–
HERKESE UYGUN MU?
-
Herkes GYR çalışması için uygun değil. Bazı durumlarda GYR çözüme katkıda bulunmayabiliyor.
-
Spiritüel egosu yüksek kişilerin egolarını biraz daha beslemek için GYR seansı almaları uygun değil, zira katılacağınız bu çalışmada ruhsal boyuttaki gerçekliğinizle çalışıyor olacağız.
-
Geçmiş hayata geçişi; korkular, analitik düşünce yapısı ve duygusal bedeni kapalı olmak durumları engelleyebiliyor.
-
Meditasyon gibi hiçbir spiritüel çalışmaya katılmamış kişilerin de çok kolay geçmiş hayatlarına geçmesi mümkün. “Ben çok hazırım, çok istiyorum” diyen geçemeyebiliyor ama “ben geçmiş hayatlara inanmıyorum” diyen biri kolayca geçebiliyor.
-
Yeter ki kişi, içtenlikle kendini tanımaya, anlamaya ve sorunlarını çözmeye istekli ve hazır olsun.
-
Seans içinde görme duyumuzdan çok diğer tüm algılarımız açıldıkça geçmiş hayata ulaşmak daha kolay oluyor. Görmek şart değil; diğer duyularımız, hislerimiz aracılığıyla geçmiş yaşam anılarına ulaşıyoruz.
BİR GYR SEANSI SONRASINDA NELER OLUYOR?
Seans sonrasında yorgunluk olabiliyor, dinlenme ihtiyacı hissediliyor. Kişi kendini çok enerji yüklenmiş de hissedebiliyor ama yine de seans sonrasında içkili kalabalık görüşmelere katılmak yanlış olur. Çalışmaya katılan kişinin eve gidip dinlenmesi, kendine zaman ayırması daha uygun.
RUHUN DERİNLİKLERİNE YOLCULUK
Regresyonla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için Geçmiş Yaşam Regresyonu’nun Türkiye’deki ilk uygulayıcısı ve tek resmi eğitmeni Diba Ayten Yılmaz’ın kitabı “Ruhun Derinliklerine Yolculuk” (Çatı Kitapları) kitabını inceleyebilirsiniz.
Astro İstanbul’da uygulanan Regresyon Terapisi ile ilgilenenlerin astroistanbul@gmail.com’dan veya 0533 492 57 47’den randevu almaları gerekmektedir.

![pisces[1]](https://yurdahal.com/wp-content/uploads/2012/02/pisces1.jpg?w=705)








Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.